Ergenlikte Depresyon ve İntihar

Hafif düzeyde depresyon ergenlikte en sık görülen ruh sağlığı sorunudur. Depresyon denildiğinde akla sadece mutsuz ya da üzgün olmak değil uykusuzluk ya da aşırı uyku, iştahsızlık ya da aşırı yeme, dikkati toplamada ya da karar vermede güçlük,enerjide azalma, hoşlanılan etkinliklerden keyif almama, karamsarlık, ilgisizlik, sıkıntı hali gibi durumlar da gelmelidir. Kısacası depresyonu üzüntüye indirgemek doğru değildir.Kadınlarda depresyon riskinin en yüksek olduğu dönem ergenliktir ve kadınlar ergenlikten yetişkinliğin sonuna kadar depresyondan erkeklerin gördüğü zararın iki katından daha fazla zarar görürler.

Kızlarda ve erkeklerde stres ve depresyonun ilişkili olduğu ve yaşanan yoğun stresin depresyona girme olasılığını artırdığı bulunmuştur. Ayrıca kızların stresi kendi içlerine döndürerek yaşamaları konu üzerine düşünme ve çaresizlik hissi gibierkeklere göre daha yüksektir. Yani aynı seviyede strese maruz kalsalar bile kızlar stres durumuna depresif tepki vermeyeerkeklere göre daha yatkındır. Yapılan çalışmalarda ilk erinliğin yani fiziksel değişimlerin özellikle de erken gerçekleşince kızlarda daha fazla stres oluşturduğu bulunmuştur. Ayrıca kızlar kişilerarası ilişkilere daha duyarlıdır. Yani kişilerarası ilişkilere daha fazla yatırım yapmakta ve olası bir olumsuzluk durumunda daha fazla etkilenmektedirler. Kızların daha fazla strese maruz kalmalarının olası olduğu ve ergenlik depresyonunun önemli bir risk etkeni olan çocuklukta cinsel tacize uğramış olma riskinin erkeklere göre daha fazla olduğu söylenebilir.

Tüm bunlar da ergenlikte kızları depresyona daha açık hale getirmektedir.

Ergenlerin yaklaşık %3’ünün ağır düzeyde dörtte birinin ise hafif düzeyde depresyon yaşadığı bilinmektedir. Depresyonun stres gibi çevresel faktörlerin ve bireysel yatkınlığın etkileşiminden kaynaklandığı düşünülmektedir Genetik ve çevresel faktörler ergenlikte depresyona neden olabilmektedir . Ergenlikte depresyon gibi içe yönelim sorunları yaşayanların yetişkinlikte de bu sorunları yaşama riskleri daha yüksektir.Ergenlerde depresyonu önlemede birincil önleme çalışması olarak sosyal yeterlilikleri artırmak ve ergenlerin stres durumlarıyla etkin olarak baş edebilmeleri için onlara sosyal yaşam becerilerini öğretmek yararlı olmaktadır. İkincil önleme çalışmalarında ise genetik ve çevresel faktörler nedeniyle risk altında olan ya da strese maruz kalan ergenlere ulaşılmaktadır.Yapılan araştırmalarda her yıl ergenlik dönemindeki kızların %5’inin erkeklerin ise %2’sinin intihar girişiminde bulunduğu görülmüştür. Ergenlerin %10’u ise yaşamlarının herhangi bir döneminde intihar girişiminde bulunmaktadır. İntiharların%98’inden fazlası başarısızdır. İntihar girişimleri yaşanılan strese karşı bir tepki olmaktan çok çevreden yardım isteme karşılığında destek görememe sonucunda gerçekleşmektedir.İntihar girişimi erkeklerden çok kızlarda görülmektedir ve ergenlikte yetişkinlikten daha yaygındır. İntihar oranı ergenlikte hızla artmakta ve bu artış yetişkinliğe kadar devam etmektedir. İntihar ergenlerdeki en önemli ölüm nedeni olarak görülebilir ancak bunu nedeni diğer ölüm nedenlerininergenlik döneminde düşük olmasıdır.  

Kaynak:

Steinberg, L. (2007). Ergenlik (Çev. Editörü: Çok, F.) Ankara: İmge Kitabevi.

Büşra TUNÇ

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir