Ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Öncelikle TSSB’nun ne olduğuna bakacak olursak, TSSB yani Travma Sonrası Stres Bozukluğu, bireyin hayatını ve beden bütünlüğünü tehdit edici travmatik bir olay yaşaması veya böyle bir olaya tanık olması neticesinde gelişen bilişsel, duygusal, davranışsal ve sosyal bozuklukları içeren psikiyatrik bir bozukluktur.

DSM-IV’e göre çocuk ve yetişkinlerde TSSB. tanısı için;

TSSB’nu içeren bir olaya maruz kalma

– Travmatik olayın tekrar tekrar yaşanması

– Travmatik olayı hatırlatan uyaranlardan kaçınma

– Artmış kalıcı aşırı uyarılmışlık gibi özgül semptomlaryaşanmaktadır.

Bu belirtiler 3 aydan uzun sürerse “kronik”, 3 aydan az sürerse “akut”, stres etkeninden 6 ay sonra başlamışsa da “gecikmeli başlangıçlı” olarak tanımlanır.

Terr (1991); yaşanan travmatik olaya göre TSSB’nun alt tiplerinin olduğunu ifade etmiştir. Tip-1 travmalar, DSM-IV’deki yeniden yaşama, kaçınma ve artmış uyarılmışlık belirtilerinin yaşandığı trafik kazaları, terör saldırıları gibi ‘aniden meydana gelen’; Tip-2 ise daha çok inkar, öfke, duyarsızlaşma gibi belirtilerle ortaya çıkan, kişinin fiziksel veya cinsel kötü kullanım gibi yaşadığı değişik ve uzun süreli travmaları kapsamaktadır. Uzamış ve tekrar edici travmalaramaruz kalan TSSB olan ergenlerde dissosiyatif bozukluk (yani travmatik olaylın etkisiyle bellek ve kimlik sorunlarının yaşanması) , derealizasyon (dış dünyaya yabancılaşma), depersonalizasyon (kendine yabancılaşma), kendine zarar verme, madde kullanımı, öfke patlamaları gibi belirtiler görülmektedir.

Peki travma oluşturacak yaşantılar nelerdir diye baktığımızda DSM-IV şu şekilde açıklamıştır; askeri çatışmaya katılma, esir düşme, işkenceye maruz kalma, yaralanmaya sebep olacak saldırı yaşama, toplama kamplarında bulunma, doğal afetler, trafik kazaları, ciddi salgın hastalıklar, cinsel istismara maruz kalma, birisinin ölümüne veya öldürülmesine tanık olma gibi yaşantılar. Travma yaşamış ergenlerde TSSB belirtilerinin gelişmesi ve kronikleşmesinde farklı etkenler söz konusudur. Bireysel farklılıklar arasında yaş, cinsiyet, geçirilmiş psikiyatrik bozukluk, genetik yatkınlık ve sosyal destek yer aldığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar incelendiğinde travma sonrası artmış uyarılmışlık, uyku bozukluğu, konsantrasyonda azalma, irritabilite (duyarlılık), sinirlilik, dikkatini iç-dış uyaranlara toplama şeklinde tepkiler görülmektedir.

Gelişim özellikleri bakımından en kritik dönemlerden birisi hiç kuşkusuz ergenlik dönemidir. Yaşanan travmatikolaylardan sonra ergenlerin verdikleri tepkiler de dikkat çekmektedir. Gerek dünya bazında gerek Türkiyede ergenlerle ilgili yapılan intihar araştırmalarında vakalardaki artış dikkat çekmektedir. Ayrıca ergen vakaları incelendiğinde travma oluşturan olaylardan birinin de cinsel istismar olduğu görülmektedir. Gerek çocuklukta gerek ergenlikte yaşanan cinsel istismarın bireyde ciddi travmatik etkiler bıraktığı görülmüştür. Bu cinsel istismar vakaları incelendiğinde birçok patolojik bozukluğun görülme sıklığının yanı sıra bu mağdurlarda rastlanılan en çok psikiyatrik tanıların TSSB, depresyon, TSSB-depresyon şeklinde olduğu saptanmıştır.Ayrıca kız ve ergen olgularında yoğunlaştığı görülmektedir.

Travmatik belirtiler, başkasının kaza geçirdiğine veya ciddi yaralanmasına tanık olunduğunda, ceset veya  ceset parçası görüldüğünde yada bunların bir başkası tarafından anlatılmasında da ortaya çıkabilir. Ayaz ve ark.(2012) yaptığı araştırmada kaza sonrasında meydana gelen travmabelirtilerinin ergenlerin yaşadığı olumsuz olaylarla ve depresif belirti şiddetiyle bağlantılı olduğu görülmüştür.

Travmatik olay, insan tarafından gerçekleştirilmişse TSSB’ningelişme riskinin, şiddetinin ve süresinin daha fazla olduğu bildirilmektedir. Ayrıca doğal afetler gibi çok sayıda insanın etkilendiği olaylarda TSSB’nin görülme sıklığı daha fazladır. Kazalar da doğrudan insan eliyle oluşturulmaması yönüyle doğal afetlerle benzerlik göstermektedir.

Belirtilere bakıldığında zaman içerisinde dalgalanmalar gösterebilmekle beraber, stresli dönemlerde yoğunlaşabilmektedir. Vakaların yaklaşık %30’u tam olarak düzelme gösterirken, %60’ının semptomları hafif – orta derecede sürmekte, %10’unun semptomları ise değişmeden kalmakta ya da daha da kötüleşmektedir. Tedaviden yararlanan ergenlere bakıldığında, yıllar sonra yine ciddi bir stresörlekarşılaşması halinde belirtilerin yeniden ortaya çıkması sık karşılaşılan bir durumdur.

Ayrıca travmaya maruz kalan ergenlere yönelik tedavi yaklaşımları ise şu şekilde gruplandırabiliriz:

– Bireysel tedavi

– Grup tedavisi

– Aile tedavisi

– İlaç tedavisi

– Psikolojik tekrar açıklama

– Göz hareketleri duyarsızlaştırma ve yeniden işleme

                                                       Gülsüm YILMAZ

                                                    Psikolojik Danışman

Kaynakça

American PsychiatricAssociation. Diagnostic and StatisticalManual of Mental Disorders (DSM-IV), American PsychiatricAssociation, Washington D.C., 1994

Ayaz A.B., Gökçe İmren S., Ayaz M. Ergenlerde arkadaş ölümü sonrası travma belirtileri ve ilişkili etmenler. Klinik Psikiyatri 2012;15:199-207

Ayraler Taner H.,Çetin F.H., Işık Y., İşeri E. Cinsel istismara uğrayan çocuk ve ergenlerde  psikopatoloji ve ilişkili risk etkenleri. Anatolian Journal of Psychiatry 2015; 16:294-300

Karakaya I, Ağaoğlu B, Coşkun A ve ark. (2004) Marmara depreminden üç buçuk yıl sonra ergenlerde TSSB, depresyon ve anksiyete belirtileri. Turk Psikiyatri Derg, 15: 257-263.

Özgen F., Aydın H. (1999) Travma sonrası stres bozukluğu. Klinik Psikiyatri, 1: 34-41.

Terr(1991),148; akt. Yorbik Ö., Dikkatli S.,Söhmen E. Çocuk ve ergenlerde travma sonrası stres bozukluğu. Ankara, 2002;3:35-44

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir