EN SON NE ZAMAN OYUN OYNADIN?

En son ne zaman oyun oynadınız?

Bazılarımız için oyun, çocukluktan kalan bir uğraştır. Salçalı ekmeklerimizi yerken bile devam ettiğimiz, akşam olduğunda annemiz seslenmeden ayrılmak istemediğimiz, keyif aldığımız bir uğraş…

Sokakta oyun oynayıp büyüyen bir çocuk olarak o günleri hatırladığımızda yüzümüzde bir gülümseme oluşur. İçimizi bir huzur kaplar. Tekrar o günlere dönmek istersiniz. Oysa oyundan ayrı düşeli çok uzun zaman olmuştur. Sahi en son ne zaman saklambaç, körebe, istop oynadık, en son ne zaman ağaçlara tırmandık? Büyüdük ve büyüdükçe oyundan ayrı kaldık.

Oysa bu kadar unuttuğumuz geçmişte bıraktığımız oyun bizi hayata hazırladı. Oynadıkça kazanmayı kaybetmeyi öğrendik. Oynadıkça yeni çözümler bulabileceğimizi gördük. Oynadıkça rahatladık, eğlendik. Yaşadığımız zorlukları oyunun ve paylaşmanın gücüyle yendik. Kim bilir kaçımız travmalarımızı oyun ile aştık. Kızdığımızda topa öfkeli vurduk, çamurdan köfteleri daha çok sıktık. Mutlu olduğumuzda kiremit parçasıyla yerlere gönlümüzce resimler çizdik. Korkunca arkadaşlarımıza sarıldık ya da korkusuz kahraman rolü oynadık. Coşkumuz, neşemiz, üzüntümüz, hayal kırıklığımız hep oyunlardaydı. Bizim gibi sokakta oynayarak büyüyen çocuklara şimdiler de imrenir olduk.

Her çocuğun gönlünce, dilediğince oyun oynama hakkını elinden aldık. Oyunu çocukların ellerinden alıp ders, televizyon ve tablet verdik. Sadece bilgi verirsek, çocuklardan başarı istersek olur sandık. Çocukları bir çember içine alarak yeni, korunaklı ve steril bir alanda yaşamalarını sağlamak zor olmadı. Teknolojik gelişmeler, büyüyen dünya, hırslı ebeveynler çemberin kurulmasında yardımcımız oldu. Kendi ellerimizle çocuklarımızın her dakikasını planlayıp, o kurstan bu kursa taşıyıp, arkadaşları ile kıyaslamaktan kendimizi alamadık. Kendi yapamadıklarımızı yaptırdığımız, proje çocuklarımıza en az oyun oynamaya izin verdiğimizi bilen olmadı. Sokağın zenginliğinden ve oyunun iyileştirici gücünden uzaklaşan çocuklar bizim yaşadığımız güzellikleri yaşayamadılar. Korkuları, sevinçleri, hayalleri ve üzüntüleri ile kala kaldılar.

Şimdi oyun oynamaya yeniden başlayabiliriz. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun onunla oyun oynayabilirsiniz. Hem kendi çocukluk anılarımızı canlandırır hem de çocuğumuza yeni bir dünyanın kapılarını açabiliriz. Çocuğumuzla oynadığımız oyunlar onun tüm gelişim alanlarını destekleyecek ve ruh sağlığına katkı sağlayacaktır. Ancak onlarla oynayacağımız oyunun daha faydalı olması için yapabileceğimiz bazı şeyler var.

Birincisi belki de en önemli kural; çocuğumuzla oyun oynarken süreci onu yönetmesine fırsat vermeliyiz. Eğitim amaçlı yapılan, yönlendirici ve direktif verici bir oyun keyifli olamayacağı gibi faydalı da olmayacaktır. “Bu gün ne oynamak istersin?” deyip çocuğun hayal dünyası ile oyuna başlayabiliriz. Oyun içinde çocukla uyum içinde olmak ve onun istediği gibi süreci yönetmesine fırsat tanımak çocukları çok mutlu eder ve iyileştirici bir etkiye sahiptir. Çocuklar tıpkı bizim çocukken yaşadığımız gibi özgür olmalı ve kendi istedikleri oyunu oynamalıdır. Bize düşen bu oyunda ona uyum sağlamak ve bize verdiği rolleri oynamaktır. Bu sırada oyun zamanını çocuğa önceden bildirmek ve bitimine yakın haber vermekte işimizi kolaylaştıracaktır. Oyun sırasında çocuk istediği her şeyi yapan bir aktördür ve anne baba da onun yardımcısı olmalıdır. Oyun da konulacak tek sınır kendine, ve bize zarar verdiği anlardır. Bunu istemediğinizi belirtip tekrar oyuna devam edebilmek çocuğa yaşamdaki sınırları da öğretir.

Carl Rogers, her insanın içinde kendini iyileştirme kapasitesi olduğunu söyler. İşte çocukla birlikte oynanan bu doğal ve uyumlu oyun da çocuğun içindeki cevheri ortaya çıkarır. Her çocuğun olduğu gibi kabul edilme ve koşulsuz sevilebilme ihtiyacını en güzel karşılan şey anne babasıyla oynayacağı bu spontan oyundur. Yeter ki onları anladığımızı, onlarla birlikte olduğumuzu hissettirelim. Çocukların da sokaktaki oyunlar kadar çoşkulu, salçalı ekmekler kadar tatlı ve akşam olup eve dönmeyi istemeyecekleri kadar duygu dolu oyunlar yaşamaya ihtiyaçları var. O zaman oyundan ayrı düşen zamanlara inat var mısınız oyun oynamaya?

Sahi en son ne zaman saklambaç, körebe istop oynadık, en son ne zaman ağaçlara tırmandık? Çocukluğunuzda ve yetişkinliğinizde gönlünüzce oyunlar oynamanız dileğiyle…

 PSİKOLOJİK DANIŞMAN

EMİNE YANIT

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir