Ebeveynlerin Çocuğun Hayatına Yansıması

“Bir çocuk için annesi ve babası dünyayı temsil eder.

Çocuk, annesi ve babası nasıl davranıyorsa, dünyadaki herkesin de aynı şekilde davranacağını düşünür.”

 M.Scott Peck

 

Çocukların sağlıklı birer yetişkin olabilmesi için aile ortamının sağlıklı olması; sevgi ve huzura dayalı ilişkiler oluşturulması büyük önem taşır. Çocuklar yaşama dair ilk adımlarını, ilk bilgilerini ebeveynlerinden öğrenir; yaşam yolculuklarına anne ve babalarıyla adım atar. Çocuk ailesinin yanında kendini huzurlu ve güvende hissederse diğer insanlarla da rahat bir şekilde iletişime geçer.

Anne Babanın Çocuğun Hayatındaki Etkisi

Bir çocuğa ilk yol gösteren kişi annedir. İlk sevgiyi bir çocuk anneden alır. Hiçbir beklentisi olmadan anne bütün sevgisini çocuğuna verir. Ona ışık olur ve natürel sevgisiyle onu korur. Bir çocuk için anne oldukça önemli bir yaşam kaynağıdır.

Baba, çocuğun dış dünyasına açılan kapı görevi görür. Çocuğun kişiliğinde önemli bir etkendir. Kuralları, düzeni, disiplini babadan öğrenir bir çocuk ve bunu hayatına yansıtır. Babanın sevgisi koşula bağlıdır. ‘Evet seni seviyorum çünkü beklentilerimi karşılıyorsun’dur (Çiftçi, 1991, s.2).

Aile içinde ebeveynlerin çocuğa karşı davranış tutumları oldukça önemli olup çocuğun davranış ve kişiliğinin oluşumunda bu durumun büyük bir etkisi vardır. Çocuğun karakterinin oluşmasında veya kendini gerçekleştirmesi ile insanların davranış tutumları arasında aslında pozitif yönlü bir ilişki vardır.

Burada anne ve babanın etkisi büyük ölçüde görülür. Aile içinde sevgi ve güveni alan bir çocuk, ailesinden aldığı sevgi ve güç ile yaşama tutunur. Temelde ailede başlayan sevgiyle kendini ruhsal bakımdan güçlü hisseder. Dışarıdan gelebilecek zorluklar onu daha az etkiler. Kendi kişiliğini de aynı zamanda biçimlendirir.

En büyük ruhsal gereksinim kuşkusuz ki sevilmektir. Anne ve baba tarafından sevilmek, desteklenmek oldukça önemlidir. İşte bu gereksinimlerin karşılanmadığı durumda ise duygusal bozukluklar bireyin ilerleyen yaşamında gözle görülür bir hal alacaktır.  Duygular bireyin yaşantısında önemli yere sahiptir.

Bir baba düşünün ki çocuğuna karşı öfkeli, sinirli veya asabi tavırlar içinde bulunuyor. Çocuk bunu aslında olması gereken bir duygu durumu olarak alır ve geleceğine karakterine bunu yansıtır.

Kimi zaman çocuklar anne ve babalarının sözlerini dinlemez. Anne ve baba olarak otorite göstermek istenebilir. Bunu bazen sert bir üslupla sağlayan ebeveynlerde mevcut. Annesi olarak onu dinlemesi gerektiği ve ona itaat etmesi gerektiği şeklinde davranışlar sergileyebilir. Eğer çocuk sözünü dinlemez ise baskı yaparak, onu aşağılayarak sözünü dinlemesi konusunda ısrarcı olan ebeveyn, çocuğunu sindirerek ona itaat etmesini sağlayabilir.

“Yaklaşık her 5 ebeveynden biri sözünü dinlemediğinde çocuklarına küfür ettiğini ifade ediyor.” (“Her 5 anne”, 22 Aralık).

Çocuk davranışlarını anne babanın tutumuna göre ayarlar. Bir çocuğun güven duygusunun varolabilmesi ya da güven duygusunun gelişebilmesi için anne ve babanın ona karşı davranış tutumları oldukça önem taşır.

Çiftler arasındaki iletişim çocuğa karşı tutumu aynı oranda etkiler ve aynı zamanda çocuğa karşı davranışı da etkiler.

Çiftler arasındaki sevgi, saygı ve aile içindeki beraberlik duygusu çocuk için oldukça önem taşır. Bir çocuğu olduğu gibi kabullenmek onun varlığını, benliğini sorgulamadan varsaymak için gerçek anlamda olgunluğa erişmiş bir anne babaya gereksinim duyulur (Çiftçi, 1991, s.2).

Özgüveni gelişmiş kimi anne babalar için bu söz konusudur. Mesela, bu anne ve babalar çocuklarına karşı yanlış bir davranışta bulunduğunda özür dilemeyi ve sözünü dinlemediği zamanlar da hoşgörüyle karşılık vererek çocuk üzerinde otoriter bir tutum sergilemeden çocuğuyla sağlıklı bir iletişim kurma yolunu tercih ediyor.

Duygusal istismar arasında çocuklara karşı yapılan tehditlerde mevcut. Annesinden “Başkasının annesi olacağım” cümlesini duyan çocuklar yüzde 43 ya da “Beni seviyorsan ödevini bitir” sözünü duyan çocuklar yüzde 64 oranında yaygınlık taşımaktadır.

Çocuklarıyla sağlıklı iletişim içerisinde olamayan ebeveynler için uzman desteği alarak bu konu için daha verimli yollar bulunabilir. Ayrıca ne olursa ya da ne yapılırsa çocuklarıyla daha iyi verimli zaman geçirilebilir gibi sorulara uzman desteğiyle çözümler bulunabilir.

Bu konuyla ilgili aileler zaman zaman çekimser davranabiliyor. Örneğin bir ankete göre 1-18 yaş arası çocuğu olan ebeveynlere “Bugüne kadar çocuğunuzla iletişim sorunları yaşadığınızda bir uzman desteği aldınız mı?” sorusuna çocuklarıyla iletişim problemi yaşayan ailelerin sadece onda birinin uzman desteğine başvurduğu anket sonuçlarında ortaya çıkmıştır. Yine aynı anket için destek almayan ailelere “bir uzman desteği almak ister miydiniz?” diye sorulduğunda ise yüzde 73’ü gerek duymadığını ifade ediyor (“Her 5 anne”, 22 Aralık).

Hazırlayan

Arzu UYAR

Psikolojik Danışman

Kaynakça

  1. Anne ve Baba Tutumlarının Çocuk Gelişimine Etkileri (2011, 29 Mayıs). Erişim adresi:http://www.minikokul.com/anne-ve-baba-tutumlarinin-cocuk-gelisimine-etkileri/
  2. Çiftçi, O. (1991). Çocuğun Sosyalleşmesinde Ailenin Rolü: Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi. Erişim adresi: http://dergipark.ulakbim.gov.tr/spcd/article/view/5000108004
  3. Her 5 anne babadan 1’i çocuklarına küfrediyor (2017, 22 Aralık). Erişim adresi: https://www.cnnturk.com/turkiye/her-5-anne-babadan-1i-cocuklarina-kufrediyor?utm_content=buffer7a4cb&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer&page=1
  4. Usta, A. (2004). Çocuğun Ruhsal Süreçleri Üzerinde Ailenin Etkisi. İstanbul: İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. Erişim adresi: http://www.pegem.net/akademi/3-8233-Cocugun-Ruhsal-Surecleri-Uzerinde-Ailenin-Etkisi-.aspx

Görsel Kaynak

  1. http://pdrgunlugu.net/duygusal-istismar-ve-cocuklardaki-etkileri/

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir