Dinle Küçük Adam-Wilhelm Reich

 

Dinle Küçük Adam nutuk niteliğinde ve her cümlesinde bizleri sarsan bir kitap. Ben bu kitabı “egonun yakarışı olarak tanımlıyorum”.  Reich aslında içimizdeki kaybolmaya yüz tutmuş, sağlamlığını iyice yitirmekte olan egomuzu seslendirmekte. Superego ve id arasında bir savaş vermekte.  Egonun esirliğinden ve yok oluşundan yakınmakta. İnsanlığa olan isyanı aslında bizlerin dirençsiz egolarına olan isyanından oluşmakta. Ahlak ve dürtüselliğin arasındaki egonun zayıflığı yazarı oldukça rahatsız etmiş.  İd herkesin bildiği gibi bizim vahşi yönümüz. Süperego ise ahlaki kuralcı, normlara Dayalı yönümüz. İnsanlık cinsellik ve saldırganlık dürtülerini süperego ile bastırmakta. Ama toplumsal normlar ve kurallar bizi öyle bir kurala oturtuyor ki orada sıkışıp kalıyoruz. Süperegomuz bizi yargıladıkça biz çevremizi yargılıyoruz. Çevre bizi yargıladıkça süperegonun acımasız kalıbına giriyoruz, girdik.e yargılıyoruz… Aslında bu bir kısır döngü. Reich aslında inanıyor ki biz zincirlerimizden kurtulabiliriz. Ve bu zincirlerden kurtulmanın yolu egomuza sahip çıkmak, sağlıkla egolara sahip olmak, sağlıklı ailelerde sağlıklı egolara sahip nesiller yetiştirmekten geçiyor.

 (Sen küçük bir adamsın, sıradan bir adam)

Başka bir açıdan değerlendirecek olursak, Kohlberg’in Ahlak gelişim düzeylerinden yola çıkmak istiyorum. Kohlberg’ ahlak gelişiminin son adımı olan gelenek ötesi dönem 2’ye ayrılmakta.  Bunlar sosyal sözleşme eğilimi ve evrensel ahlak ilkeleri eğilimi. Reich’e göre bizler insanlık olarak bu aşamalara gelememiş “küçük adamlarız”. Bizler henüz gelenek öncesi ve geleneksel dönemde olan otorite ve cezadan kaçınan, sadece kendi ihtiyaçları için yaşayan ya da sadece kanunlara uymayı yeğleyen sıradan insanlarız ve bu yüzden hala büyüyemiyoruz. Reich’in haklı yakarışında bizlerden istediği gelenek ötesi düzeyde olduğu gibi adaletin kanunlardan üstün olduğunu özümsememiz ya da kendimize özgü bir ahlak sistemi oluşturabilmemizdir.

Eğer Karen Horney açısından bakacak olursak nevrotik ihtiyaçlara değinmek gerekecek. Acaba Reich insanların nevrotik ihtiyaçlarına sitemde bulunuyor olabilir mi?

  1. Sevgi ve onay için abartılmış bir gereksinme ortaya koyma.
    2. Güçlü bir eş gereksinimi. ( Yaşamı yönetecek ortağa, eşe sahip olma gereksinimi. )
    3. Yaşamını dar bir sınır içinde tutmaya yönelik nevrotik ihtiyaç.
    4. Ne olursa olsun güçlü olma gereksinimi.
    5. Başkalarını sömürmeye yönelik nevrotik ihtiyaç.
    6. Başkalarının hayranlığını kazanmaya yönelik abartılı gereksinme.
    7. Başarı kazanmaya yönelik nevrotik ihtiyaç.
    8. Bağımsızlığa ve kendine yeterli olmaya yönelik nevrotik ihtiyaç.
    9. Saygınlık kazanmaya yönelik nevrotik ihtiyaç.
    10. Kusursuz olma ve eleştiriye karşı savunmaya yönelik nevrotik ihtiyaç.

Kitaptaki satır aralarında bu nevrotik ihtiyaçlara sahip bireyler olduğunuzu hissettiniz mi hiç? Belki de hiçbirimiz bununla yüzleşemedik bir acaba sorusunu bile kendimize soramadık?

Reich insanlığa bu kadar kızmasına rağmen son sayfalarda şu sözleri söylüyor:

“ Ben senin arı ya da karınca gibi dürüst, dayanışmacı, çalışkan bir varlık olduğunu biliyorum. Ben yalnızca bin yıllardan beri yaşamını tahrip eden içindeki küçük adamı ortaya çıkardım. KÜÇÜK VE DAR KAFALI OLMASAN, SEN BÜYÜKSÜN KÜÇÜK ADAM. SENİN BÜYÜKLÜĞÜN BİZE KALAN TEK UMUTTUR.”

HAZIRLAYAN:

Özge OZANSOY

Pamukkale Üniversitesi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir