“Dilenmek” Zor İş!

“Dilencilikte merhamet başta geliyor.
Sanatın bütün inceliği o damarı yakalayıp derin derin sızlatmaktır”.
Reşat Nuri Güntekin

Kimlerin gerçekten ihtiyaç sahibi olduğu gerçek anlamıyla bilinememektedir. Bu durumda, dilenen kimselerin gerçekten ihtiyacı olduğu için dilendiği ya da bu iş ile insanların duygularını sömürmenin amaçlandığı gibi düşünceler ortaya çıkabilmektedir.

Aslında çalışamayacak durumda olan kimseler için bireylerin yardımda bulunmayı istemesinin çok doğal bir davranış biçimi olduğu söylenebilir. İhtiyaç sahipleri için dilenmek belki de en son buldukları bir çözüm yolu olabilir. Birey son çare olarak kendi için çıkış kapısı olarak bu işi görmüş olabilir. Çaresizlik burada devreye giren etkenlerden biri.

Kimin gerçekten ihtiyacı olduğunu ve gerçekten ihtiyacı olduğu için sokakta olduğunu ve bu nedenle de insanlardan yardım istediğini günümüzde anlamak oldukça zor. Bu işi fırsatçılığa çeviren dilenciler mevcut durumda.

“Gerçekten ihtiyacı olması dilenmeyi gerektirmez” gibi düşünceler de mevcutken, zor durumda kaldığı için dilenen bireylerin dilenmek yerine başka çareler de araması, işi bir fırsat gördüğü için dilenen kişilerden onu ayıran bir etken olabilir (Çoşkun ve Erkilet, 2010, s. 56).

Dilenmek mi kolay yoksa dilenmek yerine alternatif yollar mı aramak gerekiyor? Dilencilerin, dilencilik yoluyla insanlardan doğrudan para talebinde bulunmaları kısacası emek vermeden para kazanmayı yeğledikleri bu davranış biçimi günümüzde oldukça sık gözlemlenen bir hal almış durumdadır. Böylece kimin gerçekten ihtiyacının olduğunun farkına varılması da güç olabiliyor. Çünkü günümüzde dilenciliğin adeta bir meslek halini aldığı söylenebilir.

Buna bağlı olarak ise dilenen insanların geçim sıkıntısı yaşayan insanlara göre daha rahat bir yaşam sürdüğü, bununla beraber mülk sahibi olmaları yine dikkatlerden kaçmıyor. Şöyle bir örnek vererek bu durum daha iyi anlaşılabilir.

İnsanların bakış açısına göre dilenen insanlar şöyle ifade ediliyor; “Ekmek elden su gölden” Oysa herkesçe bilindiği gibi para kazanmak zor bir süreçken dilenciler için ise dilenme kolaylıkla sağlanabilen bir kazanç ortaya koymaktadır. Kendi işlerini yaptıklarından dolayı keyfi olarak davranabilmeleri de bu kolaylığı onlara verebiliyor. Yine bu doğrultuda yaptıkları iş oldukça kolay olarak algılanıyor ve açık havada kolaylıkla para kazanabiliyorlar. Bu nedenle vazgeçmek gibi bir ihtimal söz konu bile edilmiyor.

Dilenen insanların sayısı arttıkça diğer insanlar açısından “dilencilik” kavramının bir mesleğe dönüşme algısı da kaçınılmaz bir son oluyor doğal olarak. Dilencilerin fazla miktarda para kazanmalarından bahsedilmişti, bu durum bir örnekle pekiştirilebilir. “Dilenmek varken çalışılır mı? Günlük 500 lira kazanıyorum” diyen bir dilenci yaptığı işten memnun olduğunu, geçimini çok rahat sağladığını ifade ediyor. Aylık gelirinin ise 5 bin ile 6 bin arasında değiştiğini söylemesinden ve bu durumu rahat bir biçimde ifade etmesinden yaptığı işten de memnun olduğu, hiçbir şikâyetinin olmadığı anlaşılabiliyor. Ayrıca bu durumda bir alışkanlık da söz konusu ve bununla beraber sahip olunan maddi gelir yapılan işin meslek haline gelmesinde büyük etken denilebilir.

Dilenciliğin meslek olarak algılanışı doğrultusuyla ilgili bir diğer örnek için köyde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıp belli bir gelir kaynağı varken yine dilenmeyi seçen bir aile asıl gelir kaynaklarının dilencilikten geldiğini ifade ediyor. Hatta dilenmeye gitmeyi “kâra gitmek”, dilencilikten evlerine dönmeyi ise “kârdan gelmek” olarak ifade ediyorlar. Oturdukları ev oldukça iyi durumdadır. Ayrıca kiraya verebilecek evleri bile bulunurken bakıldığı zaman bu durumda dilenmeye bir ihtiyaçları yok gibi gözükmektedir. Ama yine de dilenmek onlar için kaçınılmaz oluyor. Bunu dine dayatarak da yaptıklarını şöyle savunuyorlar herkesin bir işi olduğunu ve rızık kapılarının dilencilik tarafından açıldığışeklinde ifade ediyorlar (Vatandaş, 2002, s. 180).

Akıllara şöyle bir soru gelmesi de mümkün tabi. İnsanlar dilencilere neden para verir ki?  Bu soruya verilen cevaplar ise şöyle;

  • Dilencilerin sık kullandığı “Allah rızası için” şeklinde ifade kullanılması
  • Kendilerini acındırmaları
  • İnsanların duygularını sömürmeleri
  • Bazen de “Başımın gözümün sadakası olsun” dememiz (Çoşkun ve Erkilet, 2010, s. 121,122).

İnsanların duygularını sabote ederek yanlarından ayırmadıkları bebeklerini de unutmak imkânsız. Hangi koşulda olursa olsun yanlarından muhakkak bir ya birkaç çocuk olabiliyor. Böylece kendi yavrularını da bu iş için kullanıyorlar hem de çıkarları uğruna. Çocuğunuz üşümüyor mu? diye sorulan bir soruya ise dilenen kadın şöyle cevaplıyor. “O üşümez, hayalettir. Göçebe çocuğu o üşümez” diyerek aslında çocuğunu ne kadar düşündüğü belli aynı zamanda bunu nasıl normalleştirdiği de gözler önünde.

Dilenen insanların çocukları kullanarak diğer insanlardan para almalarını kolaylaştırması, bu nedenle de çocuklu kadınların ve kundakta bebeklerin kiralanması bile varsayımlar arasında. Bunu da 50-100 TL gibi bir miktar karşılığında karşılayabiliyorlar.

Nerelerde dilenmek onlar için ideal? Hazırladıkları alt yapı için tercih ettikleri yerlerde önem arz ediyor. Dilenciler genellikle nereleri tercih eder? Nereler onlar için bol kazanç getirir?  Bu gibi sorular için ise verilecek cevaplar aslında tanıdık olabiliyor. Bankaların yanı, mağaza ya da restoranların içinde görebileceğimiz gibi insanlardan para istemeleri, dini alanlarda dilenmek ya da trafikte duran araçlardan para istemek gibi.

 

Hazırlayan:

Arzu UYAR

Psikolojik Danışman

 

Kaynakça

  1. Çoşkun, İ. Ve Erkilet A. (2010). İstanbul halkının dilencilik olgusuna bakış açısı. İstanbul: İTO Yayınları. http://www.ito.org.tr/itoyayin/0021398.pdf
  2. Dilencinin ekonomisi: Günde 500, ayda 6 bin kazanıyoruz, dilenmek varken çalışılır mı? (2017, 30 Ekim). Erişim adresi: http://www.diken.com.tr/dilencinin-ekonomisi-gunde-500-ayda-6-bin-kazaniyoruz-dilenmek-varken-calisilir-mi/4/
  3. Dilencilik sektörü Meclis gündeminde (2016, 25 Ocak). Erişim adresi: http://www.egeningundemi.com/dilencilik-sektoru-meclis-gundeminde/5046/
  4. Vatandaş, C. (2002). Dilenciler ve dilencilik (sosyolojik bir araştırma). Sosyal Bilimler Dergisi, 170-183. Erişim adresi: http://sbd.aku.edu.tr/IV1/15CelalettinVatandas.pdf
  5. Reşat Nuri Güntekin, Miskinler Tekkesi, İnkılap Kitabevi, İstanbul, s.73

Görsel Kaynakça:

  1. https://i.ytimg.com/vi/u-Eq8kwf5AQ/maxresdefault.jpg

 

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir