Yükleniyor..
Derinlemesine Analiz

Stres ve Etkileri

Oya’nın sabrı tükenmek üzereydi. Sabahtan beri tüm negatif olaylar kendisini bulmuştu. Sabah işe geç kalmıştı ve evden aceleyle çıktığı için işle alakalı bir evrakı evinde unutmuştu ve evine geri dönmek zorunda kaldı. Tam evrakı alıp çıkmıştı ki yolda yürürken birden yağmur yağmaya başladı ve ıslanmış bir şekilde iş yerine vardı. İşe geç gittiği için patronundan azar işitti ve iş yerinde çalışırken, içtiği kahveyi yanlışlıkla üzerine döktü. Akşam evine dönerkenOya, tam rahat bir nefes almıştı ki, yolda birikmiş suların üzerinden geçen bir araba Oya’ya çamurlu su sıçrattı. Oya eve vardığında, başı ve göğsü şiddetli şekilde ağrıyordu ve kendini çok bitkin hissediyordu.

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, tüm insanlar zaman zaman olumsuz durumlara maruz kalır ve stres yaşar. Atkinson ve Hilgard (2015) stresi, insanların fiziksel ya da psikolojik sağlıklarına karşı tehdit olarak algıladıkları olaylarla karşılaşmaları olarak tanımlamıştır. Bu olaylara stres nedeni, insanların bu olaylara gösterdikleri tepkilere ise stres tepkileri denir. Oya’nın gün sonunda çektiği baş ve göğüs ağrısı gibi, stresin vücuda zararlı etkileri olabilir.

Çörüş (2011) stres yaratan durumun ortadan kalkmasıyla beynin, sakinleştirici kimyasalları vücuda yayılmasını sağladığını ve bu kimyasalların da vücudun homeostazisine yardımcı olduğunu aktarmıştır. Homeostaziyi bozan her durumun stres olduğunu ve stresin de beyin de ciddi problemlere yol açabileceğini ifade etmiştir.

 

İnsanların itici uyaranlara olan duygusal tepkileri sağlıklarına zarar verebilir. Canon’un savaş ya da kaç yanıtı olarak adlandırdığı stres yanıtı, tehditkâr uyaranlara kısa süreli bir yanıt olarak yararlıdır; ancak uzun sürede zararlıdır.

Bu yanıt, otonom sinir sisteminin sempatik sinir dalının etkinliğinde artma ve adrenal salgı bezi tarafından salgılanan hormonlarda artış içerir: epinefrin, norepinefrin veglukokortikoidler. Ön hipofiz bezi tarafından ACTH salgılanmasını uyaran kortikotropin salan hormon aynı zamanda beyinde salgılanır, orada stresli durumlara verilen duygusal yanıtların bazıları ortaya çıkar. Artan epinefrin ve norepinefrin seviyelerinin kan basıncını yükseltmesine karşın sağlığa gelen zararın çoğu glukokortikoidlerden gelir. Bu hormonların yüksek seviyelerine uzun süre maruz kalma kan basıncını arttırabilir, kas dokusuna hasar verebilir, kısırlığa öncülük edebilir, büyümeyi engelleyebilir, iltihap yanıtını engelleyebilir, bağışıklık sistemini durdurabilir. Aynı zamanda hipokampüse zarar verebilir. Doğum öncesi ya da doğum sonrası erken dönem boyunca strese maruz kalma beyin gelişimi ve davranışını etkileyebildiği kadar hipokampüsün işlevlerini zayıflatabilir ve amigdalanın boyutunu arttırabilir. Bu değişimler, hayvanları stresli durumlara daha fazla tepki vermeye yatkınlaştırır gibi görünmektedir. İnsanlarda, kronik ağrının stresi özellikle prefrontal kortekste olmak üzere, serebral gri madde kaybına yol açabilir. Bu, prefrontal korteksle ilişkili davranışlarda eksikliklere eşlik eder (Carlson, 2014).

Ayrıca Friedman ve Rosenman’ın(1959) yaptığı araştırma ile tip A kişilik örüntüsüne sahip insanların yani kendini zorlama, hırs, zamansal aciliyet hissi, rekabet arzusu ya da bir işi son teslim tarihine yetiştirmeye çalışma gibi stresörlerle sürekli içi içe olan bireylerin, önemli ölçüde ciddi hastalıklara yakalanma oranının ve özellikle de koroner arter hastalığı görülme oranının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kaynaklar:

Atkinson, R. C. veHilgard, E. (2015). Psikolojiye Giriş. Ankara: Arkadaş Yayınları.

Carlson, N. R. (2014). Fizyolojik Psikoloji Davranışın Nörolojik Temelleri. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Çörüş, G. (2011). İnsan beyni ve stres. İstanbul Diş Hekimleri Odası, 3, 78-82. Erişim adresi https://www.ido.org.tr/lib_yayin/103.pdf

Hock, R. R. (2017). Psikolojiyi Değiştiren Kırk Çalışma. İstanbul: Kitabevi Yayınları.

 

Tuğba ZAL

Medipol Üniversitesi

Psikoloji Bölümü Öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir