Yükleniyor..
Derinlemesine Analiz

Duygusal Farkındalık

Duyguların hayatımızdaki olaylara yön veren, davranışlarımızı ve düşüncelerimizi etkileyen bir role sahip olduğu ancak günlük hayatta çoğu insanın kendi duygularının çok da farkında olmadığı hepimizin bildiği bir gerçektir. Günümüzde kişilerarası ilişkilerde yaşanan sorunlarda bireylerin kendilerinin ve diğerinin duygularının farkında olmamasının etkili olduğunu söyleyebiliriz. Duyguların bilincinde olunmasının akademik başarıdan iş hayatındaki başarıya kadar etkili olduğu bilinmekte ve hayatın her anında duyguları devreye sokma konusunda çalışmalar yapılmaktadır.  Literatüre bakıldığında da bireylerin duygusal farkındalık düzeylerinin artırılmasının yaşam doyumunu olumlu yönde etkileyeceği görülmektedir.

Duygusal farkındalık, bireyin hissettiklerini anlamasını ve fark etmesini sağlar. Duyguların bilincinde olmanın birinci adımında, bireyin duygularına odaklanması ve duygularıyla iletişim kurması yer almaktadır. Hislerin farkındalığı aldığımız kararlarda, iletişim şeklimizde, eylemlerimizde etkilidir ve duygusal farkındalığın geliştirilmesi için bireylerin duygularını yönetebilmesi önemli bir unsurdur. Hislere dikkat etmek ve hislerle diyalog halinde olmak duyguların farkında olmanın önemli bir boyutudur. Duygularını fark etmeleri için bireylerin duygularını tanıması, duygularının sorumluluğunu alması, duygu ve düşünce arasında ayrım yapması, aldığı kararlarda duygularını önemsemesi, diğerinin duygularını anlaması, diğerinin duygularını önemsemesi ve kendi duygularını enerjiye dönüştürmesi önemlidir.

 

Bireylerin duygularının bilincinde olmamaları yaşantılarında ve kurduğu ilişkilerde bir çok soruna yol açabilir. Bu bireyler duyguları sorulduğunda düşüncelerini söyleyebilirler yani duygu-düşünce ayırımını iyi bir şekilde yapamadıkları için duygularını genelde düşünceleri ile açıklama eğilimindedirler aynı zamanda bu durumun yol açtığı zorlukların farkında olmayabilirler. Hislerin farkındalığı konusunda toplumumuz ele alındığında ise bireylerin duygularını ifade etmek yerine gizlediği, kişilerarası ilişkilerde genelde hislerini dikkate almadığı ve görmezden geldiği, hislerini ifade etmeyi gereksiz bulduğu görülmektedir. Birey hislerini ifade etmemekte ya da duygularını konuşmayı öğrenmediği için ifade edememektedir. Nadiren de olsa paylaşılan hislerin reddedilmesi ya da dikkate alınmaması duyguları ifade etmemeyi pekiştirmektedir. Konuşulmayan ve yaşanmayan hisler farklı yollardan açığa çıkmaktadır. Bunlara, açıkça ifade edilmeyen öfkenin şiddetli kavgalara yol açması ya da bir süre sonra bireye kaygı olarak geri dönmesi, ifade edilmeyen üzüntülerin bedensel yakınmalara yol açması örnek gösterilebilir.  Tüm bunların da ilişkileri olumsuz yönde etkilediği görülmektedir.

Çocukların ağlamasına ve üzülmesine dahi izin verilmeyen toplumumuzda bireylerin duygularını sonuna kadar yaşamalarının ve kabullenmelerinin zor olduğu görülmektedir. Çocuk diğerine kızdığında ve bunu ifade ettiğinde “Amcaya kızılmaz, çabuk özür dile.” gibi komutlar almakta ya da ağladığında “Ağlama, bunda ağlayacak ne var.” gibi ifadelerle karşılaşmaktadır. Bunların sonucunda ise çocuk doğal olarak duygularını ifade etmek yerinde gizlemeyi öğrenmektedir.

Duyguları bu şekilde göz ardı edilen çocukların ileride duygularını yok sayması ve duygularının farkında olmaması beklenen bir sonuçtur. Duyguları dikkate alınmayan çocuklar ileride duygu fakiri birer birey haline gelmekte, yaşamlarını ne kendilerinin ne diğerlerinin duygularını önemsemeden ve fark etmeden sürdürmektedir. Küçük yaşlarda ağlaması anlamsız bulunan çocuk büyüdüğünde ağlamayı anlamsız bulacak ve olumsuz duygularını gizleme eğiliminde olacaktır. Duygularını yaşamasına izin verilmeyen çocuk büyüdüğünde de muhtemelen duygularını yaşamak için kendisine izin vermeyecektir. Bireylerin yaşamlarında duygularını önemsemeleri ve kendilerini duygular konusunda geliştirmeleri duygusal farkındalık düzeylerinin artmasında etkili olacaktır. Duyguların tanınması, duygu, düşünce ve davranış arasındaki farkın görülmesi, duyguların bedensel farkındalığının sağlanması, empati kurma becerilerinin geliştirilmesi, olumlu ve olumsuz duyguların bilinmesi, duyguların sorumluluğunun alınması, duyguların kabul edilmesi ve ifade edilmesi, duyguların etkili şekilde yönetilmesi, duyguların şimdi ve burada yaşanması duygusal farkındalığı artırmak için önemlidir.

Büşra TUNÇ

Psikolojik Danışman

Kaynaklar:

Daş, C. (2015). Gestalt Terapi (6.Baskı).Ankara:HYB Basım.

Greenberg, L.S. (2015). Duygu Odaklı Terapi:Danışanlara Duygu Koçluğu Yapmak.(S.Balcı-Çelik, Çev.). Ankara:Nobel Yayınevi.

Gümüşel, O., Sayım, A., ve Tarhan, N. (2015). Pozitif Psikoloji: Çoklu Zeka Uygulamaları  (5.Baskı). İstanbul: Timaş Yayınları

Kuzucu, Y. (2011). Duyguları İfade Etme Ölçeği’ nin Uyarlanması: Geçerlik Ve Güvenirlik

Çalışmaları. Kastamonu Eğitim Dergisi, (19), 779-792

Voltan-Acar, N.(2015). Gestalt Terapi:Ne Kadar Farkındayım? (6.Baskı).Ankara:Nobel Yayınevi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir