Yükleniyor..
Derinlemesine Analiz

Asimilasyon Mu, Kültürel Entegrasyon Mu?

“Asimilasyon mu, Kültürel Entegrasyon Mu?”

Azınlık grubun üyesi olarak bir ülkede yaşamak kimi zaman zor, kimi zaman ise üzerinde durulmasına neden olmayacak kadar sorunsuz bir husus olabilir. İç barışı sağlanmış, bireylerin hak ve özgürlüklerinin anayasa güvencesi altına alındığı ülkelerde azınlık grup mensubu olan bireyler topluma değer katan bir zenginlik olarak görülürken, iç barışı sağlayamamış, demokrasi bilincinin yerleşmemiş olduğu ülkelerde ise azınlık gruplar baş edilmesi gereken unsurlar olarak görülebilmektedirler. Hak ve özgürlüklere sahip bir birey kendini daha rahat ve etkili bir şekilde ortaya koyabilirken, baskı altında yaşayan bir bireyin kendini huzurlu hissetmesi, topluma gerçek anlamda adapte olması güç olabilmektedir. Topluma uyum sağlayamayan bireyler ise ruh sağlığı açısından kimi zorluklarla karşılaşabilmekte. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üstte yer alan “kendini gerçekleştirme” basamağının çok uzağında bir yaşam sürebilmektedirler. Durum böyle olunca ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Peki bireylerin topluma adapte olmalarını sağlayan unsurlar nedir? Geçmişten günümüze devletler, ülkelerinde yaşayan azınlık gruplara yönelik çeşitli politikalar uygulamışlardır. Bireylerin topluma adapte olmasını sağlayan unsurların başında ise asimilasyon ve kültürel entegrasyon gelmektedir. Peki bu kavramlar ne anlama gelmekte?

TDK’ye göre asimilasyon “Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme sürecinin sonu” demektir. Bireylerin yaşadıkları topluma adapte olmasını sağlayan bir diğer kavram olan kültürel entegrasyon ise TDK tarafından entegrasyon boyutunda şöyle tanımlanmakta: “Bütünleşme. Uyum. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma” Bu tanım doğrultusunda “kültürel entegrasyon”un kültürel uyum, kültürel bütünleşme olduğunu söyleyebiliriz. Asimilasyon sonucunda, sahip oldukları kazanılmış özelliklerine yabancılaşan bireylerin topluma uyumu söz konusu olabilirken, toplumsal uyumu bireyin kendi özelliklerini taşıyacak ve koruyacak bir şekilde gerçekleştirmek yani kültürel entegrasyon ile sağlamak da mümkün. Toplumun çok kültürlülüğünün (toplumda yer alan tüm azınlık grupların kültürel entegrasyonunu sağlayarak) zenginlik olarak görülmesiyle birlikte, bir arada yaşama, birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı duyma duyarlılığına sahip bireylerin toplum içinde değerli bir şekilde yer almaları sağlanabilir. Toplumların huzurlu olduğu yerlerde, bireylerin de huzurlu olduğu, bireylerin huzurlu olduğu toplumlarda ise pozitif duyguların sıkça paylaşıldığı bir gerçektir. Toplum yaşamında önemli olan iki kavramın yaşama pozitif yansıması ile birlikte bireyin kişisel yaşamının da pozitif etkilenebileceği görülebilir. Birey toplumdan ayrı tutulamayacağı gibi, toplum da bireyden ayrı tutulamaz. Toplumların huzur ve barış içinde olduğu bir dünyada, gelişmişliğin sürekli olduğu bir toplumda, kendini gerçekleştirmiş bireyler olmamız dileğiyle!..

 

Mücahit AKKAYA
Psikolojik Danışman

 

Kaynakça:

  1. http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view=bts&kategori1=veritbn&kelimesec=22612, 07.10.2017, tarihinde erişildi.
  2. http://tdk.gov.tr/?option=com_karsilik&view=karsilik&kategori1=abecesel&kelime2=E, 07.10.2017, tarihinde erişildi.
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir