Çocuk İstismarında Bildirim Süreci ve Psikososyal Destek

Türkiye’de 2005 ve 2015 yılları arasında çocuk cinsel istismarı nedeniyle açılan dava sayısı 131 bin 530 (“İşte dehşete düşüren”, 2016). Ancak çocuk cinsel istismarı ile ilgili görünürlük sadece %5 seviyelerinde. Çocuk cinsel istismarının %95’i çeşitli sebeplerle görmezden geliniyor ya da hiçbir zaman tespit edilemiyor. Nitekim bireylerce olmadığı kabul edilen ya da olması mümkün gözükmeyen cinsel istismar oranlarının bu denli yüksek olmasına karşın istismarın sadece cinsel istismar ile sınırlı olmaması da çocukların ne kadar tehlike altında olduklarının bir göstergesi olarak belirtilebilir. Üzerinde konuşulması, yazılması veya var olduğu düşünülmesi oldukça zor bir kavram olan çocuk istismarı, ruh sağlığı alanında görev yapan tüm bireylerin karşılaşması kuvvetle muhtemel bir durumdur. Bu nedenle ruh sağlığı alanında görev yapan bireylerin bu durumlara karşı hazırlıklı olması ve kendini geliştirmesi oldukça önemlidir. Kimi zaman uçurumdan düşmekte olan çocuğu kurtaracak el bir ruh sağlığı uzmanı olabilir.

Ruh sağlığı uzmanı çocuk istismarını tespit sürecinde oldukça dikkatli olmalıdır. Nitekim bu süreç oldukça kırılgan bir süreçtir. Verilecek ani ya da yanlış bir tepki, sorulacak yanlış bir soru ya da çocuğu suçlayacak yanlış bir ifade çocuğun inkârına ve içine kapanmasına neden olabilir. Bunun aksidir ki nitelikli bir iletişim de çocuğun iyileşme sürecinin başlangıcı için önemli bir adım olabilir.

Öncelikle çoğu durumda çocuğun istismarı fark edip ruh sağlığı uzmanından destek istemesi ya da bunu ona açması az rastlanır bir durumdur. Çocuklar herhangi bir eğitim almadıysa cinsel istismar ile ilgili bilgi sahibi değildir ve çoğunlukla bunu anlamlandıramaz. İstismarı önleyici hizmet olarak sunulan mahremiyet eğitimi ise önleyici yönünün dışında tespit edici bir rol de üstlenmektedir. Mahremiyet eğitimi sonrası iyi ve kötü dokunuşun farkına varan çocuklar bundan sonra okullarda psikolojik danışmanlara başvurabilmektedir.

Çocuğun cinsel istismara ya da istismara uğradığı düşünülüyorsa yapılması gereken ilk adım çocukla iletişim kurulacak güvenli bir ortam oluşturmaktadır. Süreç boyunca en temel ilkeden biri de “zarar verme” ilkesi olmalıdır. Eğer çocuk kendisi beyan etmediyse konuya girmeden önce genel konular hakkında konuşulması tavsiye edilebilir. Süreç boyunca mümkün olduğunca açık uçlu sorular sorulması çocuğun kafasını karıştırmama adına gereklidir (Örneğin, Biri seni hiç korkutacak ve şaşırtacak şekilde sana dokundu mu?). Çocuğu konuşmaya teşvik edecek ve onu cesaretlendirecek ifadeler kullanılması önemlidir.

Çocukla iletişim kurarken gözetilmesi gereken çeşitli yardımcı temel ilkeler vardır: Çocukla iletişim kurarken destekleyici, rahatlatıcı ve korumacı olunmalıdır. Çocuk yetişkinlere karşı güvenini kaybetmiş olabilir bu nedenle çocuğun güveni yenilenmelidir (Sana İnanıyorum). Özellikle bu durumun çocuğun suçu olmadığı ve ona inanıldığının belirtilmesi önemlidir (Bu senin hatan değil.). Ayrıca çocuğun beyanı kesinlikle doğru kabul edilmelidir. Çocuk zorlanmamalı, yaşadığı travma karşısında yeni bir travma yaratılmamalıdır. Bu yüzden sakin olunması ve çocuğun zorlanmaması gerekir. Çocuğun yaş ve gelişim özellikleri göz önüne alınarak çocuğun seviyesine uygun bir dil kullanılmalıdır. Cevaplanması güç bile olsa çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Sözel ifadelere dikkat edildiği kadar sözsüz ifadeler de dikkate alınmalı ve çocuğun sınırları gözetilmelidir. Fiziksel temastan (sarılmak vb.) çocuk istemediği müddetçe kesinlikle kaçınılmalıdır (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu [UNICEF], 2015).

6 yaşından küçük çocuklarla ya da konuşmakta zorluk yaşayan çocuklarla resim çizme, oyuncak çocuk kullanma gibi sözsüz iletişim teknikleri kullanarak da iletişim kurulabilir.

Yasal Bildirim Süreci 

Yasal zorunluluk olmasa dahi çocuk istismarını öğrenip görmezden gelmek ilk etapta vicdani bir suçtur. Ancak suçu bildirmeme yasalarca da suç sayılmıştır. Kamu kuruluşlarında çalışan bireylerin bunu öğrenip bildirmemesi ise daha da büyük bir suçtur. Nitekim bu sebeplerle cezaevinde olan ya da cezaevine girmiş ruh sağlığı çalışanlarının olduğu bilinmektedir.

Çocuk istismarının bildirim sürecinde ilk aşama çocuğun güvenliğinin sağlanması ve gizlilik aşamasıdır. Çocuk güvence altına alınmalı ve bildirme süreci büyük bir gizlilik içerisinde yürütülmelidir. Çocuk istismarının tespitinde genellikle önemli rol oynayan okul psikolojik danışmadır. Eğer bu durumu öğretmen tespit ettiyse okul psikolojik danışmanına bu durumu bildirmelidir. Okul psikolojik danışmanı olayı tutanak altına alır, çocuğu bildirim süreci ile ilgili adım adım, çocuğu kaygılandırmadan bilgilendirir (bu durumun ne olduğunu ve ne olacağını açıklama, bildirim sonrası muhtemel süreç, bildirimdeki kurum ve kuruluşlar gibi).

Okul psikolojik danışmanı daha sonra temel asgari bilgilerle durumu okul müdürüne iletir ve kesinlikle görüşme kayıtları gibi bilgileri iletmez.  Okul müdürü tarafından Çocuk İzlem Merkezi, kolluk kuvvetler ya da savcılığa bildirimde bulunulur ve bildirim saati de tutanak altına alınır. Okul müdürü gelen görevliler ile görüşmeyi de tutanak altına alır ve tüm tutanakları kapalı zarfta gizli ibaresi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne iletir ve ilçe milli eğitim müdürü de bilgilendirilir (Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun Şubesi, 2017).

Daha sonraki süreçte okul ya da mekân fark etmeksizin il/ilçe Çocuk Büro Amirliği’nden gelen yetkililer mağdur çocuğu alır ve durumu Cumhuriyet Savcısı, Baro, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ve eğer olayda şüpheli bir aile üyesi yoksa aileye bildirir. Bu süreç sonrası mağdur çocuk, Çocuk Büro Amirliği’nden sivil araç ve kadın emniyet görevlisi ile Çocuk İzlem Merkezi’ne götürülür (Çocuk İzlem Merkezi olmayan yerlerde bu süreç Çocuk Büro Amirliği’nde yürütülür). Daha sonra mağdur çocuk, Çocuk İzlem Merkezi’nde adli görüşmeciyle, aynalı odada görüntü ve ses kaydı alınarak dinlenir. Bu konuşmayı Cumhuriyet Savcısı, Baro Temsilcisi ve Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü’nden bir uzman da takip eder (Uzmanlar aynalı odanın arkasındadır). Çocukla görüşme yapıldıktan sonra çocuğun izni alınarak adli muayene yapılır ve savcılık kararı ile eğer çocuğun güvenliği açısından sakınca yoksa çocuk ailesine teslim edilir. Ya da Çocuk Destek Merkezi veya Sosyal Hizmet Kurumu’na geçici olarak yerleştirilir. Sonraki süreç savcılık tarafından yürütülür ve soruşturma ve mahkeme süreci devam eder (Nirengi Derneği, 2016).

Ek olarak çocuğun ruh sağlığının istismar durumundan olumsuz etkilenmesi beklenen bir durumdur. Bu sebeple eğer sağlık tedbiri kararı alınmamışsa savcılık veya ÇİM, Çocuk Büro Amirliği’ne başvurarak bu kararın alınması sağlanmalıdır (Not: Süreç ile ilgili çeşitli kaynaklarda farklı bilgiler bulunabilmektedir. Ancak ortalama olarak çocuk istismarında bildirim ve yasal süreç bu şekilde yürütülmektedir. Çocuk istismarında bulunan bireyin okul müdürü olması halinde okul psikolojik danışmanı okul müdürüne durumu bildirmeden doğrudan durumu kolluk kuvvetlere bildirmelidir. Ayrıca durumu tespit eden tüm bireyler bu durumu bireysel olarak da ihbar edebilir).

Psikososyal Destek

Sağlık Tedbir Kararı alındıktan sonra çocuğa bir psikolojik destek verilecektir. Ancak bu süreçte okuluna devam eden ya da bu süreç sona erip psikolojik destek süreci de sona eren çocuk süreç boyunca psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilir. Okul psikolojik danışmanı yeterlilik ve yetkinliğini aştığı durumlarda çocuğu muhakkak sevk etmelidir ancak yetkinlik sınırları içerisinde çocuğa fayda sağlayabileceği çeşitli durumlar da olacaktır.

Bu süreçte yukarıda belirtilen temel ilkeler gözetilerek öncelikle çocuğun ihtiyaçları belirlenmelidir. Çocuk, istismar konusunda eğitilmeli ve bu durumun etkileri açıklanmalıdır. Bu sayede çocuk verdiği tepkilerin normal olduğunu anlayabilecek ve başa çıkma stratejilerini geliştirebilecektir. Anormal durumlar, sert tepkiler çocuk için risk taşır. Bu nedenle çocuk, güvenliği tehlikede değilse okuluna ve günlük faaliyetlerine devam etmelidir.

UNICEF(2015) cinsel istismara uğrayan çocuklara psikososyal hizmetler sunmak için belli adımlardan oluşan bir plan oluşturmuştur. Buna göre ilk adım çocuğa yönelik iyileşme eğitimi vermektir. Burada iyileşme eğitimi; cinsel istismar ve çocuğa etkileri hakkında temel bilginin verilmesi, çocukların tehlikeler hakkında bilgilendirilmesi, çocukların kendilerini güvende hissetmedikleri takdirde ne yapmaları gerektiğine ilişkin hazırlıklı olması, anne babaların eğitimi ve çocuğa desteği gibi unsurları kapsar. İkinci aşama rahatlatıcı tekniklerin çocuğa öğretilmesi aşamasıdır. Nitekim çeşitli araştırmalar çocukların stresi fiziksel tepkilerle ifade ettiklerini göstermektedir. Bu durumda nefes egzersizleri ve bedeni rahatlatacak kas egzersizleri çocuğa öğretilmektedir. Üçüncü aşama müdahale aşamasıdır. Çocuğun başa çıkma becerileri (çocuğun ilgi ve yeteneklerinin tespiti, onun için önemli olan isimlerin belirlenmesi, çocuğun desteklenmesi ve cesaretlendirilmesi gibi) tespit edilip güçlendirilmelidir. Çocuğun sorunları çözülürken öncelikle problemler listelenmeli daha sonra önem sırasına konularak çocukla beraber bir çözüm planı geliştirilmelidir.

İstismar mağduru çocukla çalışacak ruh sağlığı uzmanı, iletişim ile ilgili temel ilkeleri, bu durumun çocuğa olan etkilerini bilir, aile ve çevre desteğini alır, çocuğa güven ve cesaret verirse tedavi büyük oranda başarılı olacaktır. Çocuğun gelişim özellikleri bilinmeli, ona göre hareket edilmeli ve çocuk tüm yönleriyle tanınmalıdır. Burada sayılanların ötesinde ruh sağlığı uzmanı aldığı eğitim ve terapi yöntemleri ile soruna yaklaşmalıdır. Çocuğun bu süreçte çeşitli akılcı olmayan inançlara sahip olması, travma sonrası stres bozukluğu yaşaması beklenebilen bir durumdur. Bu sebeple bilişsel, bilişsel davranışçı terapiler, oyun terapisi çocukla çalışırken kullanılabilir. Ancak burada çocuğa uygun terapi tekniğinin seçilmesi çok daha önem taşımaktadır.

“Travma mağduru çocuklara uygulanacak en etkili tedavi şu şekilde özetlenebilir: Çocuğun hayatındaki ilişkilerin kalitesini ve sayısını yükseltebilmek için yapılabilecek her şey. (…)İnsanları programlar değil, yine insanlar değiştirir (Bruce ve Perry, 2016, s.104).” Bruce ve Perry (2016, s.270), çocuğun travmayı atlatabilme ihtimalini çocuğun sağlıklı ilişkilerinin çokluğunun arttırdığını belirtmektedir. İnsan ilişkileri değişim için önemli bir aracıdır ve en etkili terapi kuşkusuz insan sevgisidir.

Sosyal Hizmet Uzmanları ise konuyla ilgili istismarın yaygın olarak bilindiğini ancak görmezden gelindiğini belirtmektedir. Nitekim bunu söylemek, ortaya çıkarmak ayıp olarak algılanmaktadır. Uzmanlara göre yapılması gereken ilk adım toplumun tecavüz, taciz ve istismar gibi durumların varlığını kabullenmesi, yokmuş olmuyormuş gibi davranmasıdır. Sadece kendi çocuğu için endişelenen, sokakta yaşayan ya da başkasının çocuğu istismara uğrarken sessiz kalan bireylerin algısının değişmesi gerekmektedir. Sosyal Hizmet Uzmanlarına göre sosyal politikaların geliştirilmesi, her aileden sorumlu bir uzmana ve denetime ihtiyaç duyulmaktadır (B. Akçay, kişisel iletişim, 21 Mart 2018).

Tüm bu yazılanlar ışığında çocuğa yönelik müdahalelerde bu yazı bir farkındalık olmanın ötesine geçemeyecektir. Ruh sağlığı uzmanları aldığı temel eğitimin yanında kendini de geliştirmek zorundadır. Konuyla ilgili okumalar yapabilir, çeşitli eğitimlere katılabilir.

Çocuk istismarı ister cinsel ister duygusal ister fiziksel olsun çocuğu olumsuz etkilemektedir. Çocuklar kimi zaman bu durumu anlamlandıramadıkları, kimi zaman tehdit edildikleri, kimi zaman ise utanç ve suçluluk duydukları için yaşadıklarını ifade edememektedir. Aileler çocukları ile olumlu bir iletişim ağı kurmalı, çocuklarının güvenle yaşamlarındaki olayları anlatabilecekleri bireyler olmalıdır. Toplumda yaşayan tüm bireyler çocuklara karşı sorumlulukları olduğunun bilincinde olmalı, çocuğa yönelik tüm ihmal, istismar ve olumsuz durumların karşısında dimdik durmalıdır. Çocuk susar sen susma sloganları karşısında konuşan çocukların sözleri ise toplumun kaldırabileceği yükün çok çok üzerindedir. İstismar karşısında ne yapılacağının, çocuğa en iyi desteğin en iyi ne şekilde sağlanacağının bilindiği ama hiçbir zaman ihtiyaç duyulmadığı bir dünya dileğiyle…

“Onlara durmalarını söyleyin. Yapılanları anlatmak çok zor!”

Okan Uslu

Psikolojik Danışman

 

Kaynakça:

  1. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu. (2015). Cinsel istismar mağduru çocuklara bakım kılavuzu (1.Baskı). Erişim adresi: http://www.unicef.org.tr/files/bilgimerkezi/doc/Cinsel%20istismar%20magduru%20cocuklar.pdf
  2. İşte dehşete düşüren istatistikler. (2016, 20 Aralık). Erişim adresi: http://www.hurriyet.com.tr/iste-dehsete-dusuren-istatistikler-40282914
  3. Nirengi Derneği (2016, 14 Aralık). Çocuk ihmal ve istismarı [Video]. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=DFkS0zCUu1c
  4. Perry, B.D., Szalavitz, M. (2016). Köpek gibi büyütülmüş çocuk (E. Söğüt, Çev.). İstanbul: Okuyan Us.
  5. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun Şubesi. (2017, 6 Ekim). Çocuk suçlarında Rehberlik personeli yasal süreç ve sorumluluğu. Erişim adresi: https://samsunpdr.org/cocuk-suclarinda-rehberlik-personeli-yasal-surec-ve-sorumlulugu/

Görsel Kaynakça:

  1. https://140journos.com/tanimlar-i̇statistikler-ve-kanundaki-karsiliklariyla-cocuk-i̇stismari-18d053050b36
  2. http://radioiasi.ro/stiri/regional/femeie-din-onesti-acuzata-ca-si-a-folosit-fetita-de-9-luni-pentru-pornografie-pe-videochat/
  3. http://blog.umut.org.tr/cocuk-istismari.html
  4. http://www.psikologankara.net/cocuk-tacizine-dikkat-ceken-etkileyici-fotograflar.html

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir