Çocuğun İlk Rehberi: Anne-Baba

Çocuk doğduğu andan itibaren en çok anne babası ile etkileşim içerisindedir. Bu yüzden bireyler küçük yaşlarda anne-babalarının kendisine benimsetmiş olduğu birtakım duygu ve davranış öğretileriyle büyürler.

Bu durumla ilgili olarak Forward ve Buck (2016), düşüncelerini şu ifadelerle dile getirmişlerdir; “Anne-babalarımız her birimizin içine zihinsel ve duygusal tohumlar ekiyorlar -biz büyüdükçe filizlenen tohumlar. Bazı ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı oluyor. Maalesef birçok ailede tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duyguları da bulunuyor”

Anne-babaların, çocuklarının olumlu kişilik özellikleri geliştirebilmesi, özsaygılı ve özgüvenli bir birey olabilmesi, kendini eksiklikleriyle birlikte kabullenip sorumluluklarının farkında olması; buna bağlı olarak da ruh sağlığı yerinde olan, kendini daima bir üst seviyeye taşıyabilen ve sonuç olarak da kendini gerçekleştirebilen bir birey olabilmesi için, çocuklarının gelişim dönemlerine uygun duygu ve davranış örüntülerine sahip olmaları gerekmektedir. Bunu başarabilen anne babaların çocuklarında yukarıda saydığımız özelliklerin tamamı veya birçoğu mevcuttur. Ancak bu olumlu davranış örüntülerini hayata geçiremeyen anne-babalar da ne yazık ki mevcuttur. Forward ve Buck (2016) bu anne-babalardan ‘toksik anne babalar’ diye bahsetmekte ve ardından şöyle bir sınıflandırma ile bizlere bu araştırma bulgularını sunmaktadırlar:

Yetersiz Anne-Babalar: Sürekli kendi problemlerine odaklanıp çocuklarını, kendilerine bakan “küçük anne babalara” dönüştürenler.

Kontrolcüler: Çocuklarının hayatlarına, manipülasyon yoluyla, suçluluk duygusu yaratarak ve yardım amaçlı da olsa çok fazla karışarak yön verenler.

Alkolikler: Gerçeklerden kaçan, düzensiz ruh durumlarıyla boğuşup ezilen, bağımlılıkları yüzünden anne-babalık görevlerini yerine getiremeyenler.

Sözel Tacizciler: Çocuklarını sözleriyle döven; alaylı, iğneleyici ve küçümser yorumlar yapan, onları devamlı aşağılayarak demoralize eden ve özgüvenlerini çalanlar.

Fiziksel Tacizciler: İçlerindeki derin öfkeyi kontrol edemeyerek kendi davranışlarından çocuklarını sorumlu tutanlar, onları suçlayanlar.

Cinsel Tacizciler: Ahlaksızca cinsel tacizde bulunarak ya da gizlice baştan çıkartarak çocuklarının masumiyetini çalan ve bu şekilde onlara en büyük ihaneti yapanlar.

Bu bilgilere ek olarak anne-babaların birincil görevi çocuklarının fizyolojik ihtiyaçlarını gidermek, kendilerini güvende hissettirmek ve onlara karşı duydukları koşulsuz sevgiyi, çocuklarına da hissettirebilmektir. Çocuklarının özsaygısını, özgüvenini ve özyeterliliğini zedeleyecek sözlerden ve davranışlardan kaçınmaları gerekmektedir. Aileler çocuklarının varlığına saygı duymalı ve bağımsız bir birey olması için onları desteklemelidir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine uygun sorumluluklar vererek onu hayata hazırlamakla birlikte gerektiği oranda çocuğundan yardımını da esirgememelidir. Çocuğun toplumla uyumlu bir birey olmasına katkı sağlarken benlik bütünlüğünü korumasına da yardımcı olmalıdır.

Çocuğun tüm yaşamı boyunca, içerisinde bulunduğu çevre, toplum ve doğa ile sağlıklı ilişkiler geliştirebilmesi ve uyumlu bir birey olabilmesi için anne-babalara büyük görevler düşmektedir. Çocuğun olumlu akran ilişkilerine sahip olması, topluma ve doğaya yönelik sorumluluklarının bilincinde olması için ailesi tarafından, paylaşımcı olma, çevresini temiz tutma, farklılıklara saygı duyma ve başka bireylere sevgiyle yaklaşma gibi birtakım değerlerin aşılanması gerekmektedir.

Anne-babaların üzerine düşen görevlerden bir başkası da çocuklarının, sırasıyla ihtiyaç, yetenek ve ilgilerinden bir bütün olarak haberdar olmak, bu doğrultuda onların gerek akademik ve gerekse mesleki yönde rehberlik almalarını sağlamak, başarılı oldukları alanlarda onların destekçisi olmak ve özgüvenlerini pekiştirmektir. Bu konuyla ilgili olarak, mesleki gelişim kuramcılarından biri olan Ann Roe, üç tür anne-baba tutumu olduğunu ifade etmektedir. Bunlar aşırı duygusal, koruyucu anne-babalar, ihmalkâr davranan anne-babalar ve kabul edici tutum gösteren anne babalardır. Roe kuramında sağlıklı ebeveynliğin bu bahsedilen özellikleri de içeren kabul edici tutumla sağlanabileceğini vurgulamaktadır.

KAYNAKÇA

 

Nursena ALUÇLUER

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir