Çivisi Çıkmış Bu Dünya’da Yalnız Değiliz…

”İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.”

Anatole France

Hepimiz biliriz ki İnsan sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır. Tıpkı yemek yemek, su içmek gibi temel bir ihtiyaçtır. Karşılamakta zorlandığımız zamanlarda da karşımıza problem olarak dikiliverir. Pe’ki sevme ve sevilme ihtiyacımızı sadece ailemizden, arkadaşlarımızdan ve çevremizden mi karşılıyoruz? Yoksa George Elliot‘un da dediği gibi ”En iyi arkadaşlarımız hayvanlardır, ne soru sorarlar, ne de kusur, kabahat bulurlar.” mi? Ya da belki ulu bir çınar ağacının gövdesi mi ihtiyacımız olan…

Bazen ev sevdiğimiz insanlardan bile uzak kalmak istediğimiz olmuyor mu? Yalnız kalmak, uzaklaşmak istemiyor muyuz? Hiç beklemediğimiz kişilerden darbe yediğimizde yaşadığımız hayal kırıklıklarını tamir etmek için insanlardan uzaklaşmıyor muyuz? Pe’ki bu ve benzeri durumları yaşadığımızda sevme ve sevilme ihtiyacımızı nasıl karşılıyoruz?

Sadıklığı ile bilinen köpekler, sakinleştirici özelliği olan balıklar, salatalıkla korkuttuğumuz kediler, cici kuş, babacık dedirtmeyi hayat amacı haline getirdiğimiz muhabbet kuşları, konuşunca sanki çocuğumuz ilk kelimesini söylemiş gibi gururlandığımız papağanlar, belki de hiç ses çıkarmadığı için ilgimizi çeken tavşanlar, su kaplumbağaları, o tekerleğin içinde deli dana gibi döndükçe bizim gözümüzü alamadığımız hamsterlar…  Ya her sabah konuştuğumuz kasımpatılar, kaktüsler, dedemizin yadigârı ceviz ağaçları, eskiliği ile gönlümüze ışık saçan radyo, hala güven içinde sarıldığımız bebeklik battaniyemiz… ve diğerleri…

Bu kadim varlıklar, bazen en sadık dostumuz, bazen sığınacağımız liman, bazen de derdimizi dinleyen bir sabır taşı oluvermiyor mu? En mutsuz anınızda gözyaşınıza dayanamayan sadık dostunuz patisi ile dizinize vurup sizi yalayarak ben varım demiyor mu? En savunmasız anınızda çocukluğunuzun kahramanı ıhlamur ağacının altına gidip sesli ya da sessiz dertleşmiyor musunuz? En büyük acıları yaşıyorum dediğinizde cenin pozisyonunda sarıldığınız sevdiğinizin hırkası, baktığınız onun fotoğrafı değil mi?

Yani anlatmaya çalıştığım şu ki; bu dünyada bizim dışımızda yaşayan ve bizim için önemli olan diğer varlıkların da farkında olmak ne kadar önemli. Sucuk çalıyor diye bir kediyi hapsetmek, sırf eğlence olsun diye bir köpeği araba arkasında sürüklemek, mirastan istediğini alamadı diye yüzyıllık ağaçları kesmek nasıl bir vicdana sığar…!

Şimdi diyebilirsiniz ki bu dediklerinin hiç birini önemsemiyorum. Sen de işi abarttın putlaştırdın. Bu da bir mekanizma elbette… Sizin için önemli olmayan o hayvanların, bitkilerin ve hatta nesnelerin başkaları için çok önemli olabileceğini hiç düşündünüz mü? Dolaylı olarak başka gönüllere zarar verdiğiniz aklınıza geldi mi? Ya böyle davranarak gelecek nesillere kendinden başka hiçbir canlıya değer vermemek gerektiği mesajı verdiğinizin farkında mısınız?

Yetişkin dünyası da tıpkı çocuk dünyası gibi özel. Tek farkı daha entrikalı olması. Biz çocuklar gibi masum olmak yerine yaptıklarımıza ya da yapamadıklarımıza öyle kılıflar buluyoruz ki, bazen kendimiz bile şaşırıp kalıyoruz. Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, gelecekteki yetişkinlerin günümüzdeki bayramı. Amacımızın ülke için iyi vatandaşlar, ailemiz için iyi bireyler yetiştirmek değil mi? İnsanlara ve yaşanan olaylara duyarlı olduğu kadar doğaya ve hayvanlara da duyarlı bireyler yetiştirmeden bu amaca ne denli ulaşılır bilmiyorum. Mahatma Gandhi’nin de dediği gibi; Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir ’se bugünün yetişkinleri olarak farkında ve duyarlı çocuklar yetiştirmek de bize düşmez mi?

23 Nisan’da bir çocuğumuz içimizdeki çocuğa daha yaklaşır. İçimizdeki çocuğun masumiyetini, duyarlılığını, sevgisini iliklerimizde hissederek yaşayacağımız yarınlara, çocuk bayramımız kutlu olsun…

                                                                                                                                Uzman Psikolojik Danışman

                                                                                                                                                               Asiye DURSUN

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir