Bu Hayatı Ben Seçmedim

“Annem tıp okumamı istemeseydi kendime ayırabilecek zaman bulabilirdim” , “Bu yaşadığım her şey eski sevgilim yüzünden” , “Derse başka bir hoca girseydi üniversiteyi kazanabilirim” gibi suçlayıcı cümleleri sıklıkla duyarız. İnsan, yaşadığı olumsuz olayları ve bu olayların sonuçlarını başka bir nesne veya insana yükleyerek kaygıdan ve sorumluluktan kaçmaya çalışır. Fakat bu kaçış bir yerde son bulur ve insanı huzursuzluğa sürükler. İşte varoluşçu psikoloji tam da bu noktada devreye girer ve insanlara birçok şey hatırlatır.
Varoluşçu psikoloji, bireylerin seçimlerinde ve davranışlarında özgür olduklarını savunur. Bu nedenle sonuçların sorumlulukları da bireye aittir der (Corey, 2015). Birey kendi farkındalığını arttırdıkça davranışlarında özgürleşir. Davranışlarının sonuçlarını üstlendikçe ise istediği gibi hareket etmekte özgürlük kazanır (Yazgan İnanç, 2012). Özgürlük, varoluşçu psikolojide çok önemli bir kavramdır çünkü insan olmak özgürleşmekle mümkündür. Görüldüğü gibi varoluşçu psikoloji; seçimler, sorumluluk ve özgürlük üçgeninden bahseder. Şimdi bu kavramları daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim.

İnsan olmak farklıdır. Evrende kendi varlığını oluşturma potansiyeline sahip olan tek varlık insandır. Ağaç nasıl bir ağaç olacağını kendisi belirleyemez ama insan kendi yolunu kendisi çizebilir. Seçtikleriyle kendi değerini belirleyebilir. Bazı konularda ( örneğin yaşamayı seçmek gibi) seçimler ona ait olmasa da bakış açısı ve düşünce sistemi onun elindedir (Geçtan, 1968). Bütün seçimler insana aitse seçimlerin sonuçlarını da ancak ve ancak insanın kendisi üstlenebilir. Bu sorumluluğu yüklenerek yaşamını anlamlı hale getirebilir. Ayrıca böylece özgürleşebilir (Koçak ve Gökler, 2008). İnsanın huzura kavuşması, farkındalığa sahip olması ve yaşamdan haz alması ise özgürlükle mümkündür (Corey, 2015). Yani insan, seçimlerinin sorumluluklarını aldıkça özgürleşir. Özgürleştikçe ise insanlaşır.
Fakat sorumluluk almak kaygılı bir süreçtir. Bu nedenle çoğu insan olumsuzluklardan dolayı başkalarını suçlar ve hayatlarından haz alamama şikayetiyle terapiye gelir. Varoluşçu psikoterapistler ise bu noktada başkalarının bireyin karar vermesi üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu fark ettirirler. Ayrıca danışana otonomi kazanma yolunda destek olurlar. Bu destek ve farkındalıklar sayesinde danışan, yaşama dair bakış açısını değiştirir ve özgürleşir. (Corey, 2015).
Özetle, hayattaki bütün seçimler bizim elimizdedir. Yaşadığımızın farkına varmak da suçlamakla değil sorumluluk almakla mümkündür. Kim bilir belki de zaman zaman yaşadığımız ve anlam veremediğimiz huzursuzluk duygularımız bütün bunları reddetmemizden kaynaklanıyordur.
Bu konuya dair daha fazla şey okumak istiyorsanız Irvin Yalom’un Nietzche Ağladığında kitabını mutlaka okumanızı öneririm. Son olarak;

“ (…) O zaman siz kendi iradenizi kendinizden saklıyorsunuz. Ama
artık yaşamınızı kabul etmek ve şu sözleri söyleme cesaretini bulmak
zorundasınız: ‘İşte seçimimi yaptım!’ İnsan ruhu, yaptığı seçimlerle
belirlenir!” (Nietzche Ağladığında)

ŞEYMA KÜÇÜK
Psikolojik Danışman

KAYNAKÇA
Corey, G. (2015). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (Sekizinci Baskı) (T. Ergene, Çeviren). Ankara: Mentis Yayıncılık.
Geçtan, E. (1968). Varoluşçu Psikolojinin Temel İlkeleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,7(1), s: 13-17.
Koçak, R. ve Gökler, R. (2008). Varoluşsal Yaklaşımda Psikolojik Danışma ve Gruba Uygulanışı. Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, 2(1), s:91-107.
Yazgan İnanç, B. ve Yerlikaya, E.E. (2012). Kişilik Kuramları. Ankara: Pegem Akademi.

RESİMLER
Resim 1: https://ugurozmen.com/bilisim/secim-yapmak
Resim 2: http://hazioz.blogspot.com/2014/09/ey-ozgurluk.html

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir