Bana Sarılmayı Öğret

Bütün çocuklar sevildiklerini duymaya ve hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Bebeğin dünyaya gelmesiyle sevgi ihtiyacının karşılandığı ilk yer ailesidir. Bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması, gerekli ilgi ve sevginin bebeğe aktarılması bebeğin anne karnında olduğu gibi dış dünyada da kendisini güvende hissetmesini sağlamaktadır. Dünyaya geldikleri günden itibaren anne ve babasının sevgisini fiziksel olarak hisseden çocuklar dış dünya hakkında olumlu bir bakış açısı geliştirmektedirler. Bu şekilde sevgi ihtiyacı karşılanan bebek, kendisini sevilmeye değer biri olarak görür ve güven duygusunu tadar.

Çoğu anne baba çocuklarına karşı yoğun bir sevgi besler. Ancak bu sevgiyi çocuğa gösterebilmek, hissettirebilmek bazı ebeveynler için sanıldığı kadar kolay olamamaktadır. Çocuk sevgiyi anne-babasından gördüğü kadarıyla tanır ve o şekilde de karşılık verip öğrendiği davranış kalıplarıyla sevgisini gösterir. Ailesinden görmüş olduğu sevgi bireyin kişiliğini çeşitli yaşam dönemlerinde etkileyebilmektedir. Ebeveynlerin çocuklarıyla sağlıklı bir şekilde ilgilenememesi, yeterli sevgiyi verememesi bebekte güvensizlik duygusunun yerleşmesine ve kök salmasına zemin hazırlayabilmektedir.  Bu yüzden çocuğun kendisini güvende hissedebilmesi, duygusal ve davranışsal açıdan sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi ve sosyal ilişkilerinin sağlıklı olabilmesi için ebeveynleriyle sevgi dolu bir ilişki kurması gerekir (Öngören ve Şahin, 2016). Ebeveynlerin çocuklarına hem sözel olarak hem de davranışsal olarak sevgiyi yeterince hissettirmeleri gerekmektedir.

Fakat bazı durumlarda ebeveyn ve çocuk arasında sağlıklı, işlevsel bir sevgi bağı kurulamayabilmektedir. Bunun nedeni de ebeveynlerin kendi ailelerinden yetersiz sevgi ve ilgi görmeleri olabilmekte, bu yüzden de kendileri sevgiyi sağlıklı bir şekilde tadamadıkları için çocuklarına da öğrendikleri şekilde davranabilmektedirler. Bu yüzden de çocuklarını öpmezler, onlara sarılmazlar. Bu şekilde sevildiğini yeterince hissedemeden yetişen çocuk insanlarla yakınlık kurmada, sevgisini göstermede zorluklar yaşayacaktır.

Literatüre bakıldığında sarılma, öpme, dokunma ve nitelikli zaman geçirme sevgi davranışları arasında sayılmaktadır (Öngören ve Şahin, 2016). Fakat her insanın sevgisini gösterme biçimi farklı olabilmektedir. Örneğin bazı insanlar sarılmak istemeyip kaçınma davranışı gösterebilir. Sarılmak gibi fiziksel temaslardan kaçınmanın nedenlerini araştıran Northern Illinois Üniversitesi bu durumun yetiştirilme tarzından olabileceğini öne sürmüştür. Northern Illinois Üniversite’sinin yapmış olduğu bu araştırma; duygularını fiziksel olarak ifade edemeyen ailelerin, çocuklarının da büyüdüğünde benzer şekilde davranış örüntüleri sergileyebileceklerini öne sürmektedir.  Araştırma, sarılmaktan rahatsızlık duyan kişilerin aslında ebeveynlerinin çocukluk döneminde kendilerine pek sarılmamış olabileceği yönünde tahminler öngörmektedir. Aynı zamanda sarılma davranışından kaçınılması sadece ihmalden kaynaklı değil, aşırı sarılma ve kucaklanmadan da kaynaklanabileceği belirtilmektedir (Sarılmaktan hoşlanmamak çocukluk dönemiyle ilişkili olabilir, 2018).

Her insanın sevgisini gösterme biçimi sarılma davranışıyla olmayabilir. İnsanlar sevgilerini farklı şekillerde de gösterebilmektedirler. Ve bunun şekillenmesi ailede başlar. Bu noktada ailenin yani bakım verenin çocukla olan ilişkisi son derece önemlidir. Çocuk duyguları, hisleri ilk ailede tanır. Sevginin ne olduğunu, nasıl ifade edildiğini, insanlarla nasıl yakınlık kurulduğunu ailede gözlemler ve o doğrultuda davranışları şekillenir. Northern Illinois Üniversitesinin yapmış olduğu çalışmada sadece sarılmanın değil genel olarak fiziksel temas içeren davranışların (bir arkadaşla kol kola girmek, onaylama anlamına da gelen şekilde dokunmak vb.) çocukluk dönemiyle ilişkili olduğu belirtilmiştir (Sarılmaktan hoşlanmamak çocukluk dönemiyle ilişkili olabilir, 2018).

Sevginin hem sözel olarak ifade edilmesi hem de fiziksel temas yoluyla davranış olarak gösterilmesi çocuğun kişisel gelişimi için çok önemlidir. Ebeveynin bir temasta bulunmadan “Seni seviyorum” demesi çocuğun sevgiyi tüm içtenliğiyle hissetmesi bakımından yeterli değildir. Anne- baba sevgisini tüm sıcaklığıyla çocuğuna sunmalıdır. Çocukluk çağında sarılma ihtiyacı karşılanamamış kişilerde yetişkinlik dönemlerinde bu ihtiyacı tamamlama davranışı görülmektedir. Ancak bu tür fiziksel temasta bulunmak kültürel unsurlarla da yakından ilişkilidir ve ülkelere göre farklılık göstermektedir (Sarılmaktan hoşlanmamak çocukluk dönemiyle ilişkili olabilir, 2018).

Sevgi ve ilgi üzerine 1971 yılında Harry Harlow tarafından yapılmış olan deneyde oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıkmıştır. Deneyde; yeni doğmuş maymun yavruları annelerinden ayırılarak özel hazırlanmış kafeslere yerleştirilip, bu kafeslere her maymun için biri telden biri de yumuşak bir kumaştan yapılmış iki anne maymun koyulmuştur. Telden yapılmış olan anne maymunda daima süt dolu biberon bulundurulmuştur. Diğer yumuşak kumaştan yapılmış olan anne maymunda ise yumuşak olmasının dışında herhangi bir özellik bulunmamaktadır. Maymun yavruları ile yapılan bu deney altı ay sürmüştür. Deneyin sonuçlarına bakıldığında; yavrular acıktıklarında telden yapılmış olan anne maymuna gidip hızlıca biberonu emmişler ve zamanlarının büyük bir kısmını yumuşak kumaştan yapılmış olan anne maymunun kucağında geçirmişlerdir. Ortama bir korku nesnesi eklendiğinde de yavru maymunun yumuşak kumaştan yapılma anne maymuna sarıldığı gözlemlenmiştir. Altı ay boyunca gerçek annelerinden uzak kalan maymunlar büyüdüklerinde çiftleşmeyi reddetmişler fakat nadir de olsa çiftleşenlerin de kendi yavrularına karşı tamamen ilgisiz tutum sergiledikleri hatta bazı anne maymunların bebeklerini öldürdükleri gözlemlenmiştir (Eryılmaz, 2010). Bu deneyden anlaşılabildiği üzere gerekli sevgi, ilgi ve şefkati göremeyen, ihtiyaçları yeterince karşılanamayan çocukların büyüdüklerinde zorluklarla karşılaşma ihtimali bulunmaktadır.

Tüm bu yazılanlar çerçevesinde görülmektedir ki çocuğun sağlıklı gelişimi için sevgi ihtiyacının karşılanması ve bunun fiziksel temas yoluyla da desteklenmesi gerekmektedir. Yetiştirme tarzı ve kültürle şekillenen fiziksel temasta bulunma davranışı çocuğun yetişkinlik döneminde de örüntüleri tekrarlamasına neden olmaktadır.

 

Büşra AKÇAY

Üsküdar Üniversitesi

 

Kaynakça

  1. Eryılmaz, N. (2010). Çocuk Yuvasında ve Ailesinin Yanında Kalan 6 Yaş Çocuklarının Duygusal Becerilerinin Karşılaştırılması(Doctoral dissertation, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü). Erişim adresi: http://acikerisim.selcuk.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/7274/261137.pdf?sequence=1&isAllowed=y
  2. Öngören, S., & Şahin, G. (2016). Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Sevgi İhtiyaçlarının Karşılanmasında Annelerin Öz Değerlendirmelerinin İncelenmesi. Electronic Turkish Studies11(19). Erişim adresi: http://www.turkishstudies.net/Makaleler/105034939_36%C3%96ng%C3%B6renSema-vd-egt-641-654.pdf
  3. Sarılmaktan hoşlanmamak çocukluk dönemiyle ilişkili olabilir (2018, 24 Ekim). Erişim adresi: https://tr.sputniknews.com/bilim/201810241035808966-sarilmak-cocukluk-donem-iliski/

 

Görsel Kaynakça

  1. https://www.anneysen.com/1-6-yas-cocuk/makale/oyun-ve-oyuncak-her-cocugun-bir-oyuncak-ayiya-sahip-olmasi-icin-8-neden_10652
  2. https://pixabay.com/tr/insanlar-baba-k%C4%B1z-g%C3%BCl%C3%BCmseme-mutlu-2585733/
  3. https://aklinizikesfedin.com/zararli-anne-sendromu-nedir/
  4. https://onedio.com/haber/tarihin-dehset-dolu-deneylerinden-sahte-anne-deneyi-570274

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir