Bağlanma ve Psikopatoloji

Bağlanma, kişinin bebeklikte kendisine birincil derecede bakım sağlayan kişilere yöneldiği, onlara karşı olumlu dönütler verdiği duygu ve davranışlar olup güven duygusunu besleyen kuvvetli bir bağdır. Bebek doğumunun birinci yılını tamamlayan ikinci yarıda bakımını sağlayan kişiye bağlanmaya başlar. Bağlanma kuramına en büyük katkıları yapan Bowlby, kuramını bebeklerle yaptığı gözlemler sonucu oluşturmuştur. Kuramı geliştiren literatür ise Ainsworth ve arkadaşlarının yaptıkları laboratuvar deneyleri olmuştur.
Bağlanmayı gelişim dönemlerine göre: bebeklikte, çocukluk ve ergenlikte, yetişkinlikte bağlanma olarak inceleyebiliriz. Araştırmalar hayatın ilk 3 yılında görülen psikopatolojilerin bebek ile bakım veren kişi arası ilişkiden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Bağlanma güvenli bir şekilde gerçekleştirilemediğinde zarar verme davranışları, şiddete eğilim, madde kullanımı ve çeşitli duygudurum bozukluklarıyla ilişkili olabilmektedir. Bu anlamda anne-bebek ilişkisi özen gösterilmesi gereken bir ilişki çeşidi olup ileride görülebilecek sorunların belirlenmesi ve önlenmesi noktasında önemlidir. Bowlby e göre hamilelik süreciyle başlayan ve temeli bebeklik döneminde atılan bağlanma yaşam boyu devam eder. Bağlanmanın hayat boyu yaşantılarımız üzerinde etkili olup olmadığı sorusu yetişkin bağlanma biçimlerinin araştırılmasına yol açmıştır. Sümer ve arkadaşlarının yaptığı çalışmaya göre yetişkin bağlanma sürecinde kültürün de yadsınamayacak bir etkisi bulunmaktadır. Kişilerarası mesafelerin fazla olduğu bireyci kültürlerde kaçınmadan çok bağlanma kaygısı görülürken; kollektif kültürlerde ise kaçınma davranışı gözlenebilir. Bunlardan hareketle söyleyebiliriz ki erken dönemde oluşan bağlanmayı ne kadar iyi anlarsak kişinin ortaya koyabileceği olumsuz davranış örüntülerini ve psikopatolojileri o kadar iyi kontrol edebiliriz. Fakat erken dönemde önemli görülen bağlanma farklı türleri olan ve her dönemde incelenmesi gereken bir kavramdır.

Ainsworth ve arkadaşları bağlanmayı 3 kategoriye ayırmıştır: güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma ve kaygılı-kararsız bağlanma.
Çocukluk ve ergenlik döneminde gözlenen psikopatolojilerin kaynağı yaşamın ilk yıllarında oluşan güvensiz bağlanmalardır. Oluşan bu psikopatolojiler kişinin gelecek yaşamını da etkileyebileceğinden ele alınması gereken önemli uyarıcılardır. Kuramdaki ilk çalışmalar her ne kadar bebekler üzerinde de olsa bağlanmanın yaşam boyu etkisi ilerleyen çalışmalarda ortaya konmuştur. Klinik ve sosyal psikologlar özellikte bebeklikte bağlanmanın; yetişkinlikte sosyal ilişkilerde ve benlik algısındaki önemi üzerinde durmuşlardır. Sebebi her ne olursa olsun bebek-anne bağının kurulmasında yaşanan her sıkıntı kişinin ileriki yaşantısında birçok sosyal ve psikolojik problemi beraberinde getirecektir.

Rabia EROL
Psikolojik Danışman

KAYNAKÇA
Küçüködük, C. (2015). 3-5 yaş arasında ve anaokuluna giden çocuk annelerinin ayrılma kaygısı ve bağlanma biçimleri ile çocuğun davranışları ve ayrılma kaygısı arasındaki ilişki: bilişsel esnekliğin aracı rolü. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Hacettepe Üniversitesi, Ankara.
Soysal, A. Ş., Bodur, Ş., İşeri, E., & Şenol, S. (2005). Bebeklik dönemindeki bağlanma sürecine genel bir bakış. Klinik Psikiyatri, 8(2), 88-99.
Sümer, N., Ünal, S., Selçuk, E., Kaya, B., Polat, R., & Çekem, B. (2009). Bağlanma ve psikopatoloji: Bağlanma boyutlarının depresyon, panik bozukluk ve obsesif-kompulsif bozuklukla ilişkisi. Türk Psikoloji Dergisi, 24(63), 38-45.
Tüzün, O., & Sayar, K. (2006). Bağlanma kuramı ve psikopatoloji. Düşünen Adam, 19(1), 24-39.

Resim1: http://psikolezyum.com/bebeklikte-baglanmak-ya-da-baglanmamak-iste-butun-mesele-bu/
Resim2: https://www.dahamutluyuz.com/2017/01/baglanma-kurami.html

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir