ÖZ-ANLAYIŞ: AH BU BEN BENİ ANLASA!

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

“Bir şeyden çok eminim, kendimi üzdüğüm kadar kimseyi üzmedim hayatta.”

DOSTOYEVSKİ

İşler yolunda gitmediğinde, bireyler kendilerini suçlamaya meyilli olurlar (Sarıcıoğlu ve Arslan, 2019). Hata kendimizden kaynaklı olsun olmasın öfkemizin karşılık bulduğu ilk adres yine kendimizizdir.  Kendimizle baş başa kaldığımızda aklımızda bir dolu düşünceyle patlayacak bir bomba gibiyizdir. Tamda bu anlarda kendimizle konuşmaya başlarız. Bombanın pimini çekmişizdir. “Hiçbir şeyin üstesinden gelemedim, başaramadım, beceriksizim, tüm hata benim, aptalın tekiyim” belki de daha ağır sözlerle kendimizi hırpalar dururuz.

Neff (2003)’e göre bireyler çoğu zaman kendilerine, sevdikleri diğer insanlara hatta tanımadıkları diğer insanlara davrandıklarından daha sert ve acımasız davranabilirler (Akt. Oral, 2016). Neff (2003) tarafından geliştirilen ve temelleri Budist felsefeye dayandırılan öz-anlayış, bireyin acı ve başarısızlık durumlarında kendini eleştirmekten ziyade kendine özenli ve anlayışlı davranması, yaşadığı olumsuz deneyimlerin insanoğlunun yaşamının bir parçası olarak görmesi, olumsuz duygu ve düşüncelerin üstünde fazlaca durmaktansa mantıklı ve gerçekçi bir algı geliştirmesidir (Akt. Deniz, Arslan, Özyeşil ve İzmirli, 2012).

Neff (2003)’e göre öz-anlayış bireyin standart ve beklentilerini elde edemediği durumlarda benliğini sert biçimde eleştirmemesini, kınamamasını ve değişim ve gelişim sağlaması adına benliğine zarar vermemesini gerektirir. Bunun yerine davranışlarının değişimi için, gayet kibar ve sabırlı biçimde benliğini cesaretlendirmesini önermektedir (Akt. Sarıcaoğlu ve Arslan, 2019).

Neff (2003)’e göre, öz–anlayışın birbiriyle ilişkili ve birbirini tamamlayan üç öğesi vardır. Bu öğeler: öz-şefkat, ortak paydaşım, bilinçli farkındalıktır. Öz-anlayış kavramının öğeleri birbirinden ayrıymış gibi görünmekle birlikte, her öğe diğer öğelerle etkileşim halindedir. Öz-şefkat, bireyin ön yargısız olarak kendini anlamaya, kendini suçlamaktan uzak durmaya çalışmasıdır. Bireyin kendine karşı şefkatli olabilmesi için benliğine zarar veren davranışları terk etmesi, gelişim ve mutluluk için zor da olsa gereken eylemleri gerçekleştirmesi gerekmektedir. Öz-şefkatli kişiler kusurlu, başarısız olmanın ve zor yaşam koşullarının kaçınılmaz olduğunu bilir. Bu nedenle acı veren yaşam olaylarıyla karşı karşıya geldiklerinde sinirlenmek yerine hoşgörülü ve nazik olma eğilimi gösterirler. Ortak paydaşım, bireyin yaşamın mutlu veya acı verici deneyimlerinin sadece kendisine özgü olmayıp tüm insanoğluna ait deneyimler olduğuna ilişkin farkındalığıdır. Bu tür bir farkındalığa sahip olan kişi, olumsuz bir durumla karşılaştığında aşırı öz-eleştiri yapmak yerine başarısızlığın tüm insanlar tarafından paylaşılan bir deneyim olduğunu kabul eder. Bilinçli farkındalık, bir insanın hayatın en acı veren duygularını kabul etmesini sağlayan ancak o insanın bu duygular tarafından olumsuz etkilenmesine izin vermeyen bir farkındalıktır. Bilinçli farkındalığa sahip bireyler acı ve sıkıntı veren problemlerle karşılaştıkları zaman bu problemlere aşırı biçimde yoğunlaşmak yerine, problemlerin bilincinde olup, mevcut olan olumsuz yargıyı ortadan kaldırır, özeleştiriyi yavaşlatır ve kendini anlama düzeyini yükseltir. Böylece öz-anlayış olumsuzluklara karşı tampon görevi görebilir ve yaşam kötü gittiğinde bireyin kendisine karşı olumlu duygular geliştirmesini sağlar (Akt., Deniz ve ark., 2012).

Öz-anlayış ile ilgili yapılan araştırmalar, bu özelliği yüksek bireylerin, depresyon ve anksiyete düzeylerinin daha düşük olduğunu; mutluluk ve yaşam doyumu düzeylerinin ise daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Yine öz-anlayış düzeyi yüksek bireyler, yaşanan sıkıntıları atlatma ve kendini toparlama açısından daha avantajlı durumdadırlar (Doğan, 2017).

Doç. Dr. Kristin Neff konuyla ilgili TEDx konuşmasında kendimize duyarlı ve şefkatli davranmanın nasıl en etkin motivasyon araçlarından biri olduğunu anlatıyor . İnsanlar bazen öz-şefkatin bencillik olduğunu düşünürler . Değildir çünkü “kalbimizi kendimize açtıkça başkalarına da vereceğimiz şeyler artar.”

Hatice Karaoğlan

Psikolojik Danışman

Kaynakça

  1. Deniz, M.E., Arslan, C., Özyeşil, Z. & İzmirli, M. (2012). Öz-Anlayış, Yaşam Doyumu, Negatif ve Pozitif Duygu: Türkive Diğer Ülke Üniversite Öğrencileri Arasında Bir Karşılaştırma. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 23, 428-446
  2. Doğan, T. (2017, 03 Mart). Kendine iyi davranmanın psikolojisi: öz-anlayış. Erişim adresi: http://www.tayfundogan.net/2017/03/03/kendine-iyi-davranmanin-psikolojisi-oz-anlayis/
  3. Oral, T. (2016). Üniversite öğrencilerinin affetme düzeylerinin öz-anlayış, kişilerarası hayata ilişkin ruminasyon ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi. (Doktora Tezi). Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya.
  4. Sarıcaoğlu, H. ve Arslan, C. (2019). Bilinçli Öz-Anlayış Programının Üniversite Öğrencilerinin Öz-Anlayışına Etkisi. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(3): 2381-2399.
  5. TEDx Talks (2016, 13 Aralık). Öz-şefkat ve benlik saygısı arasındaki fark. [Video]. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=lQjmQfYkJHg

Görsel Kaynakça

1.https://www.headstuff.org/topical/science/psychology/mind-your-mind-the-importance-of-self-compassion/

2.https://www.heartfulnessmagazine.com/power-self-compassion-part-1/

3.https://compassioninspiredhealth.com/2015/10/26/be-kind-to-yourself/

Bugüne Kadar Toplam 254 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme