Çocuk Ruh Sağlığında Kayıp Aranıyor: Veliler

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

“Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir! Kötü anne ve baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar.”

Victor Hugo

Öğretmen, veli, idare, toplum…

Günümüzde her bireyin şikayet ettiği ortak unsur öğrenciler yani çocuklar olmaktadır. Birçok kişi yeni neslin bozukluğundan, eskisi gibi olmamasından, yerinde durmamasından, olumsuz birçok davranışa sahip olmasından şikayetçidir. Çoğu durumda bu bireyler şikayetlerinde de haklıdırlar. Peki, problem gerçekten sadece çocuklarda mıdır?

Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri ruh sağlığının önemli bir unsurudur. Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin etkili ve verimli olması birçok uzman tarafından öğrenci-veli-idare-öğretmenin bir bütün halinde çalışmana bağlanmaktadır. Nitekim bu dört pervaneli bir helikopter olarak düşünülürse herhangi bir kanadı zarar gören helikopterin uçamaması gibi bu dört boyutta herhangi bir grubun olmaması okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinde ciddi kopukluklara yol açmaktadır. Bu da psikolojik sağlamlığı güçlendirilmeye çalışılan ve ruhsal sağlığı olan bireyler yetiştirmek adına büyük bir engel teşkil edebilmektedir.

Bu boyutun günümüzde belki de en etkili boyutu olan velilerin, çocukları ile ilgilenme oranlarıyla pozitif ruh sağlığına da etki ettiği düşünülmektedir (Hatta belki de en önemli boyutun veli olduğu düşünülebilmektedir). Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Maryland Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre algılanan ebeveyn katılımı ve mağduriyetinin ergenlerin ruh sağlığı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırma düşük düzeyde algılanan ebeveyn katılımının çocuklarda fiziksel sağlık problemleri, intihar davranışı ve davranış bozukluklarına yol açtığını ortaya koymaktadır. (Wang, La Salle, Do, Wu ve Sullivan, 2019).

Araştırma örneklemini Amerika Birleşik Devletlerinin Georgia eyaletinde 615 ortaokulda (6-8. sınıf öğrencileri) öğrenim görmekte olan toplam 301628 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin %50,7’sini kızlar oluşturmaktadır. Hiyerarşik doğrusal modelleme yöntemiyle yapılan araştırma sonucunda yüksek düzeyde algılanan ebeveyn desteğinin daha az intihar düşünceleri ve davranışları ile daha az ruhsal sağlık sorunları ile ilişkili olduğu görülmüştür (Wang ve diğerleri, 2019).

Yapılan araştırmaya göre algılanan ebeveyn desteği kızlarda erkeklere oranla, 8. sınıf öğrencilerinde 6 ve 7. sınıf öğrencilerine göre koruyucu bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır (Wang ve diğerleri, 2019). Araştırma zorbalık temelli yapılmış olsa da sonuçları iyi yorumlanmalıdır. Zorba bireyler genellikle aile tarafından çevreden olumsuz yönde etkilenen bireylerdir. Bu anlamda algılanan ebeveyn desteğinin zorbalığa başvurma veya başvurmama tercihinde önemli bir faktör olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Ortaokul grubu ön ergenlik ve ergenlik dönemini de içine almaktadır. Kısacası bireyler bu geçiş döneminde birçok problemle ve uyum sorunuyla karşılaşabilmektedir. Okulların ve okullarda görevli psikolojik danışmanların öğrencilerin psikolojik sağlığını desteklemesi önemli bir gerekliliktir. Öğrencinin okulda aktif olarak desteklenmesi, öğrencinin günün yarısından fazlasında içinde bulunduğu aile ortamını unutturmamalıdır. Öğretmenden öğrencinin hayatında önemli roller oynaması beklentisi günün yarıdan fazlasını birlikte geçirdikleri aileler için de geçerlidir. Bu öğrencilerin akademik ve psikolojik gelişimleri için ailelerin oldukça büyük sorumluluklara sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Günümüzde okullarda görev yapan öğretmenlerin ortak şikayetini ailelerin ilgisizliği oluşturmaktadır. Yapılan eğitimlere gelmeyen, toplantılara katılmayan, çocuğu ile ilgili okula uğramayan, çocuğunu kahvaltı yaptırmadan okula gönderen, temizliğine dikkat etmeyen, onu dinlemeyen, yeri gelince azarlayan, çocuğu kendi haline bırakan birçok veli okullardaki öğretmenler ve psikolojik danışmanlarca gözlenebilmektedir. Aynı şekilde veli tarafından ilgi, sevgi ve destek alabilen çocuklar da doğrudan fark edilebilmekte, gözlenebilmektedir.

Freud’un 0-5 yaş aralığını kritik yaş olarak görmesi, birçok kuramcının geri dönülemez olduğunu kabul etmese bile genel itibariyle çocukluk döneminin kritik olduğunu kabul etmesi ve bu yaş döneminin tamamıyla veli denetiminde olması sebebiyle çocuklar üzerindeki anne-baba etkisi göz ardı edilemez. O dönemde yapılan hamur ilerleyen dönemlerde yoğrulmakta ve şekil verilmektedir. Bu çalışma da göstermektedir ki anne baba ilgisizliğinin bedelini çocuklar çekmekte ve ilerleyen yıllarda ilgi, sevgi eksikliği ile büyüyen çocuklar ilgi ve sevgi gösteremeyen ebeveynlere dönüşecektir.

Problemlerle büyüyen çocuklar, problemlerle çocuk büyüten yetişkinlere dönüşebilmektedir. Bu nedenle evlilik öncesi çiftlerin evlilik öncesi aile danışmanlığı hizmeti alması, çiftlerin birbirleri ile kişilik uyumlarının değerlendirilmesi, çocuk ve çocuk yetiştirme süreci ile ilgili eğitimlere tabii tutulması önemlidir. Gebelik ile ilgili ailelerin bakış açısı üzerinde çalışılmalıdır. Kalabalık çocuk nüfusu ailelerin her bir çocukla ilgilenmesini ciddi anlamda zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çocuk sayısı ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Problemler ortaya çıkmadan önce önlemek, onlar ortaya çıktıktan sonra çözmekten çok daha kolaydır. Aileler basit formüllerle çocuklarına destek olmalıdır. Örneğin her aile okul dönüşü 10-15 dakika çocuğunu etkili dinleyebilir. Empati, açık iletişim, iyi bir gözlem, geçirilen günü sormak, çocukların ihtiyaç duydukları anlarda yanlarında olmak, özgür bir alan bırakmak ama bir yandan da çocukları gözetmek, aile üyeleri ile birlikte ortak vakit geçirmek, akademik anlamda çocukların yanlarında olmak ruh sağlığını destekleyecek temel anahtarlar olarak gösterilebilir.

Çocukların gelişiminde anne babalar ne kadar dikkatli ve destek sağlayan olursa olsun çevre etkisi elbetteki göz ardı edilemez. Ancak olumsuz çevre koşullarından onları koruyacak olan da ailelerdir. Bugünün çocuklarının geleceğin yetişkinleri olduğunu unutmadan toplumda yaşayan her bir birey çocukları desteklemelidir. Zincirin halkaları gibi çocuklarla vakit geçiren her birey o halkada bir görevi olduğunun farkında olarak hareket etmelidir. Çocuklar için yapılabilecek her zaman bir şey vardır. Yapılabilecek en temel ve ilk şey ise onları sevmekten ve bunu hissettirmekten geçmektedir.

Dünya çocuklarının her zaman mutlu, geleceğe emin adımlarla yürüyen, psikolojik sağlamlıkları yüksek olması ve biz yetişkinlerin onları bu yolda hep birlikte desteklemesi, onlara her günü bayram kılabilmek dileğiyle…

Küçük hanımlar, küçük beyler!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu Olsun.

 

Okan USLU

Psikolojik Danışman

Kaynakça

Hugo, V. (2010). Sefiller (A. Ekinci, Çev.). Ankara: Elips Kitap.

Wang, C., La Salle, T. P., Do, K. A., Wu, C., & Sullivan, K. E. (2019). Does parental     involvement matter for students’ mental health in middle school? School Psychology,  34(2), 222-232. Doi: http://dx.doi.org/10.1037/spq0000300

Görsel Kaynakça

  1. http://www.meachamparknia.org/blog/the-importance-of-attending-parent-teacher-conference
  2. http://theconversation.com/how-teachers-can-help-support-children-during-their-parents-divorce-102900
  3. https://www.delawareshc.org/parents-childs-first-teachers/
  4. https://www.educationdive.com/news/study-parental-involvement-lessens-effects-of-bullying-on-middle-schoolers/551447/

 

Bugüne Kadar Toplam 170 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme