Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal kişilik bozukluğu (AKB), ağırlıklı olarak norm dışı yıkıcı davranışlarda bulunma, öfkeli ve dürtüsel olma, engellenmeye düşük tolerans gösterme ile tanımlanmaktadır. ASKB olan insanlarda sıklıkla okuldan kaçma, evden kaçma, sıkça yalan söyleme, hırsızlık, kundakçılık ve erken ergenlik itibarıyla kasıtlı olarak mal ve mülkün tahrip edilmesi gibi semptom hikayesi mevcuttur. Bu türden kişiler genellikle çekici, zeki ve başkalarını kolayca yönlendirebilen kişilerdir. Bunların görünüşteki yetenek ve içtenlikleri iyi işler bulmalarını sağlar, ancak bu işlerde uzun süre kalamazlar. Huzursuzlukları ve itkileri gerçek doğalarını kısa süre içinde ele vermelerine yol açar; borçlanırlar, ailelerini terk ederler, şirket parasını çalar ya da suç işlerler. Yakalandıklarında, özürleri öylesine ikna edicidir ki çoğu kez cezadan kurtulur ve kendilerine bir şans daha verilir. Ancak Antisosyal kişilikler bu açıklamalarına nadiren uyarlar, söylediklerinin hissettikleri ya da yaptıklarıyla pek ilgisi yoktur.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu DSM-V Kriterleri:

 

  • Yaş sınırı en az 18
  • 15 yaşından önce davranım bozukluğu kanıtı
  • 15 yaşından itibaren aşağıda verilenlerden en az üçünü kapsayacak şekilde başkalarının haklarına karşı yaygın bir saygısızlık davranışı:

 

  1. Tekrar ve tekrar yasalara karşı gelme
  2. Yalancılık, sahtekarlık
  3. Dürtüsellik
  4. Asabiyet ve saldırganlık
  5. Kendi emniyeti ve başkalarınınkine karşı pervasızca bir saygısızlık
  6. Güvenilmez çalışmalar veya mali tarihçede görüldüğü gibi sorumsuzluk
  7. Pişmanlık yoksunluğu

Bilişsel anlamda, AKB olan bireylerin katı bilişsel örüntüler gösterdikleri, bilişlerinin tehdit edilme ve tetikte olma içerikli olduğu görülmektedir. Bu kişiler dış yüklemeler yapmakta, kendi öfkelerini diğerlerine yansıtmaktadırlar. Diğerleri cezalandırıcı olduğundan kendi davranışlarını bir savunma olarak görmektedirler. Bu kişilerin duygulanımlarının ise, kendilerini korumak adına yakınlık, hassasiyet, sıcaklık gibi “zayıf” duygulardan uzak olduğu ve öfke, kızgınlık, düşmanlık, kincilik gibi duygular etrafında örüldüğü görülmektedir. Başkalarının sevecen ve elsever davranışlarından şüphe duymaktadırlar. Engellenmeye tahammülleri düşük olduğu için kolaylıkla sözel ya da fiziksel olarak saldırganlaşabilmektedirler. Kendilerini “güçlü” ve “gerçekçi” olarak algılamakta, başa çıkma mekanizması olarak ise eyleme vurma ve mantıksallaştırmayı kullanmaktadırlar.

Şahin (2017) Antisosyal Kişilik Bozukluğu’nun, yapılan araştırmalar sonucu yüksek oranda kalıtsallık barındırdığını, genlerin ötesinde aile ortamı ve yoksulluğun da bu bozukluğun gelişiminde önemli bir role sahip olduğunu aktarmaktadır. Neyse ki, tam Antisosyal Kişilik Bozukluğu görece olarak enderdir. Erkekler arasında kadınlara oranla daha yaygındır; hayatlarının bir döneminde bu bozukluğu yaşayan erkeklerin oranı %3 iken kadınların oranı %1’dir. Antisosyal Kişilik Bozukluğunun, önceden görünürde tedavi edilemez bir bozukluk olduğunu ancak uzun vadeli psikanalitik tedaviye cevap verebileceğini ifade etmiştir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu’na Dair Bir Vaka Örneği:

Düzensiz nefes alan, hızlı atan nabzı ve büyüyen göz bebekleri olan 19 yaşındaki bir erkek hasta, arkadaşı tarafından hastaneye getirilmiştir ve arkadaşı, daha sonra semptomlar başlamadan hemen önce, çok miktarda kokain kullandıklarını itiraf etmiştir. Hasta ve arkadaşı kimlik bilgilerini vermek istememiş, ama tıbbi ekip sonunda hastanın annesiyle iletişime geçmeye yetecek kadar bilgi almayı başarmıştır. Hastanın annesi, hastaneye kendinden geçmiş bir şekilde alkollü gelir. Görüşmeye alındığında, oğlunun uzun süredir itaatsiz olduğunu ve aile aktivitelerinden koptuğunu söyler. Kadın kurallar koymaya çalıştığında oğlu, saldırgan bir şekilde onunla tartışmaya girmiş; sıklıkla geceyi dışarda geçirmiştir. Kadın, çocuğun babasının, oğlunu yetiştirme süresince hiç yanlarında olmadığını söyler. Ayrıca, oğlunun iyi bir öğrenci ve yıldız bir basketbol oyuncusu olduğuna inandığını ancak her ikisinin de aslında yalan olduğunu öğrendiğini de söyler. Daha sonraki araştırmalarda, oğlunun yoğun bir şekilde uyuşturucu kullandığı ve drag yarışlarına katıldığı ve her gün bir altılı bira tüketimiyle böbürlendiği ortaya çıkmıştır. Hasta, uyuşturucu için araba radyoları çalmak ve annesinden para almak da dâhil olmak üzere çok çeşitli planlar yaparak para bulmaya çalışmıştır. Herhangi bir sorunu olduğunu inkar etmiş ve bir terapistle ilk görüşmesini erkenden sonlandırmıştır.

Kaynakça

Atkinson, R. L. (2015). Psikolojiye Giriş. Ankara: Arkadaş Yayınevi.

Çakır, Z. (2007). Antisosyal Kişilik Bozukluğunda Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Algılanan Ebeveynlik Stilleri ve Şema Sürdürücü Başa Çıkma Davranışları Arasındaki İlişkiler: Şema Terapi Modeli Çerçevesinde Bir İnceleme (Yüksek Lisans Tezi

Şahin, M. (Ed.). (2017). Anormal Psikolojisi. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Tuğba ZAL

Medipol Üniversitesi

Psikoloji Bölümü Öğrencisi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir