Anaokulları ve Kreşlere İlk Yardım

 

Eğitim ve öğretim hayatının başlangıcı olan anaokulları ve kreşlere başlama süreci çocuklarımız için hem çok önemli hem de çok dikkat gerektiren bir durumdur. Bu yüzden yeni başlayacak çocuklarımıza alışma sürecinde çok hassas davranmak gerekmektedir. Çocuğu okula bırakırken ayrılma zorla gerçekleştirilmemelidir. Öğretmene karşı sağlıklı ve güvenli bağlanma olmalı ayrıca çocuğun ailesi tarafından terk edildiği endişesi, korkusu yaşanmamalıdır. Bununla ilgili olarak anaokullarında yapılan alıştırma süreci çok önemlidir.
Almanya’da yapılan araştırmalarda, ebeveynlerin kreşe alışma sürecine dahil olmamalarının etkileri tespit edilmiştir. Bu araştırmalarda, çocukların ebeveyninden ayrılma süreci ile kolay baş edemedikleri ve bunun sonuncu olarak sık sık çocukların hastalık nedeni ile devamsızlık yaptıkları, stres yaşadıkları, çocuklarda gelişimsel gecikmeler ve davranış bozuklukları gözlemlenmiştir (Laewen, 1989; Haefele ve Wolf-Filsinger, 1986; Grosch ve Schmidt-Kolmer, 1979).
Okula başlamadan öncesinde ise okul malzemelerini çocukla birlikte almak, seçimleri çocuğun yapması ve seveceği tercihlerde bulunmasını sağlamak faydalı olacaktır. Çocuğu anaokuluna götürürken yanına sevdiği bir oyuncak vermek, eve aileye dair bir anımsatıcı bulundurmakta pozitif bir fayda sağlayabilir. Bunun yanı sıra bu süreçte çocuğa her zaman dürüst davranmak gerekir. Çocuğa onu bekleyeceğini söyleyip gitmek güven duygusunu zedeleyecektir.
Uyum süreci için en uygun davranış biçimi nedir dersek bununla ilgili farklı yöntemler olduğunu görebiliriz. Örneğin Berlin yöntemi (Laewen, Andres-Hedevari,2003) çocuğu anaokuluna alıştırmak için Almanya’da bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulmuş ve başarılı sonuçlar veren bir yaklaşımdır. Bu süreç yaklaşık 10 günü kapsar ama ebeveynin iş ya da başka bir durumdan dolayı vakit sıkıntısı yaşadığı durumlarda 5 günlük süreçte sağlıklı sonuçlar vermiştir. Bu yöntemde çocuk 3 gün boyunca aile ile okula gider ve ailesine istediği an ulaşabileceğinin bilinci ile rahatça oyun oynar ve öğretmeni ile tanışır. Öğretmen bu süre sonunda yavaşça çocukla oyun oynar ve güvenli bir bağlanma olması sağlanır. 4 gün aileden daha uzun süre ayrı kalabilen çocuk 5 gün okulda tek başına kalabilir. Çocuk eğer aileyi isterse hemen ulaşabileceği bir mesafede olmalıdır. Eğer çocuk ayrı kalamazsa süreç biraz daha uzatılır ve çocuğun okula alışması sağlanır.

Ebeveyn, çocuk okula başlamadan bilinçlenmeli ve çocuklar bu süreçte yıpratılmamalıdır. Kreşe alışma süreci, hem çocuk ve ebeveyn hem de eğitimci için zor bir süreçtir. Bu süreç ne kadar iyi yönetilirse, çocukta o kadar kolay adapte olacaktır.
Kreşe/anaokuluna veya okula geçişler, çocuk için önemli bir yaşam kesitidir (Filipp, 1995). Bu önemli kesitte başlama yaşına da dikkat edilmelidir. Üç yaşından küçük çocukların hazırlıksız bir şekilde eğitimci olsa bile yabancı insanlara bırakılması doğru bulunmamaktadır ve şayet anne ile çocuk arasında bir ayrılık gerçekleşecekse, bunun belli bir program ve plan çerçevesinde yapılması gerekmektedir (Bowlby, 2001, s. 15). Bu yaşlardaki çocukları mümkün olduğu kadar yarı zamanı okula yollamak alışma sürecini daha olumlu etkileyecektir. Yarı zamanlı ve okulun tadı damağında kalacak şekilde başlatılabilir. Aynı zamanda okula başlayacak çocuk öz bakım becerileri kazanmış olmalıdır.
Çocuk uzun süre okula alışamaz, yoğun şekilde ağlar, aileden ayrılmak istemezse bir uzmandan yardım almak faydalı olacaktır.
İrem AYDIN
Psikolojik Danışman
KAYNAKÇA
1. Güneş A.(2017), Güvenli Bağlanma, 15. Baskı, İstanbul: Timaş yayınları
2. Yavuzer H.(2017) Ana-Baba okulu, 21. Baskı, İstanbul: Remzi Kitabevi
Görsel Kaynakça
1. http://www.annelikbilinci.com/makaleler/cocuk-anaokuluna-basladiktan-sonra.html
2. https://cocukvegenc.com/anaokuluna-hazirlik-psikolojisi/

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir