Çocuk Hakları Tatile Çıktı

“İnsanın dönüp döneceği yerdir

Çocukluğu…”

Bejan MATUR

               Woodhead 2006 yılındaki araştırmasında çocukluğu genetik özellikler, çevre ve kültürün etkileşimiyle şekillenen çok boyutlu bir kavram olarak tanımlamıştır. Çocukluk psikolojik kuramlar çerçevesinde gelişim dönemlerinden biri olarak yer alsa da bu adlandırma anlamını tam olarak karşılayamamaktadır. Bunun yerine çocukluğun, sosyal ve siyasal bir durum olarak yaşam akışı içerisinde gelişimsel bir aşama olduğunu söylemek daha doğru olacaktır. Bu gelişimsel aşama yaşam akışı içerisinde 2-11 yaş aralığını kapsamaktadır. Bu dönem fiziksel büyüme, öğrenme ve gelişim hızı bakımından çocuğun yaşamında en biçimlendirici dönemi yansıtmaktadır. Bu aşamada çocuklar yetişkin yaşamına hazırlanmakta ve toplum içerisinde bağımsızca “birey” olmayı öğrenmektedirler. Bireyleşme yolunda bu denli önem arz eden gelişim aşamasında, çocukluğun kaliteli geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun gerçekleşebilmesi için, çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun hak ve sorumlulukları toplum içinde yaşayarak öğrenmesi gerekmektedir (Dinç, 2015).

Çocukların hak ve sorumluluklarını toplum içerisinde yaşayarak öğrenmesi sadece çocukların ve onların ebeveynlerinin sorumluluğunda, odağında değildir. Çocukluğun sosyal ve siyasal bir durum olduğu göz önüne alındığında, çocukluk ülkelerin de meselesi haline gelmektedir. Çocukların, bir birey olarak toplum içerisinde yer alacağı pozisyonun, bütün toplumların temelini ve geleceğini oluşturduğu düşünüldüğünde; ülkeler için çocukların öneminin anlaşılması kolaylaşacaktır.

Bu doğrultuda ülkeler için çocukların önemi 1989 senesinde gündem haline gelmiştir. Sanayi devriminden sonraki süreçte çocukların da yetişkinler gibi temel haklara sahip olması gerektiği düşüncesinden hareketle Çocuk Hakları Bildirgesi kabul edilmiş ve taraf devletler çocuklara yönelik politikalarını bu uluslararası belge ışığında şekillendirmişlerdir (Karakaş ve Çevik, 2016). Dünya Çocuk Hakları sözleşmesinin ardından bu haklara ulaşamayan çocuklara farkındalık kazandırmak amacıyla, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kabul edilmiştir.

190’a yakın ülke tarafından kabul edilen bu belgenin oluşturulma amacı 2004 yılında UNICEF tarafından “Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği” ifadesiyle açıkça ortaya konmuştur. Çocuk hakları sözleşmesinin kapsamının evrenselliği ve 18 yaşına değin çocuk kabul edilen her insanın; her türlü ticari, maddi ve manevi istismardan korunmasının gerekliliğini de sözleşme kapsamında vurgulamıştır (Çakmak, 2013).

Çocuk Hakları Sözleşmesinde de yer alan çocuk istismarı; erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Bu eylem ya da eylemsizliklerin sonucu olarak çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesi söz konusudur (Tıraşçı ve Gören, 2007).

Alanyazında dört çeşidi olduğu bilinen çocuk istismarının, son zamanlarda varlığını hissettirme düzeyinin arttığı çeşidi, yazılı/görsel/sosyal medyada çocuklar üzerinden yapılan istismardır. Medya araçlarında çocuklara sıkça yer verilmekte ve verildiğinde çocuklar kurban olarak sunulmaktadır. Bu haberlerin de içeriğinde çocuklar, çocuk rolünde değil erişkinleri ilgilendiren temalar içerisinde yer almaktadır (Özmen, 2012).

Çocukların yetişkinleri ilgilendiren temalara konu olmalarına ilişkin en önemli örnek ise moda sektöründe gözlemlenmektedir. Çocukların, yetişkin gibi giydirilmesi ve fotoğraflarının sosyal medyada yayınlanmasıyla Hollywood’da ortaya çıkan “akım’’ günümüzde tüm sosyal sınıflara yayılmış vaziyettedir. Medyanın çeşitli kollarında yer alan çocuklar, yoğun kadınsı ve erkeksi kıyafetlerle hiç de çocuklara özgü olmayan hareketler içerisinde medyada yer almaktadır. Günümüzde birçok aile, çocuklarının kadınsı-erkeksi kıyafetler içerisindeki hallerini sosyal medyada paylaşıp beğeni almanın ötesinde çocuklarının dizi-film sektörü içerisinde yer alması için yoğun çaba sarf etmektedir.

Bauman’a göre ebeveynlerin sarf ettiği bu çaba, bireylerin tüketicilik oyununa katılma becerileri ile değerlendirilmelidir. Kapitalist ekonomi modelinde tüketim, toplumdan değer alma ölçütü olduğu için ebeveynler “en güzel, en iyi kıyafetli” çocukları üretmiş olmakla ve onları sergilemekle değer beklemektedir (Yılmaz, 2014). Ebeveynlerin göz ardı ettiği en önemli nokta ise bu durumun adının çocuk istismarı olmasıdır.

Dünya Çocuk Hakları Günü ile arasında 9 gün olan, alışveriş ürünlerinin fiyatlarını düşürerek daha çok satışın amaçlandığı gün olan ve ülkelerde çeşitli isimlerle anılan “Black Friday’da” satışın artması için başrolde yer alanın çocuklar olduğu birkaç internet alışveriş sitesi vasıtasıyla kolayca görülebilir. Çocuklar üzerinden tüketimin amaçlandığı bu platformlar yüzünden çocuklar benliklerini oluştururken ve iletişim kurarken kıyafetleri ön planda tutmayı öğrenmektedir. Bu da çocukların yetişkin birey olduklarında insan ilişkilerini ve benlik saygılarını zedelemektedir. Peki, burada 190’a yakın ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi neden göz ardı edilmektedir? Çocukları her tehlikeden korumayı amaçlayan Çocuk Hakları Sözleşmesi evrensel olmasına rağmen, tüketimsel ekonomi modeli karşısında çocuk psikolojisi neden yok sayılmaktadır? Yoksa var olan Çocuk Hakları Sözleşmesi ve farkındalık yaratması amacıyla kabul edilen Çocuk Hakları Günü birer sosyal medya paylaşımı gibi birebir etkileşimi olamayan oluşumlar mı?

Tüm bunları insanlıkça düşündüğümüz ve onardığımız yasalara göre gerekenleri yaptığımız Çocuk Hakları Gününe gelecek yıl merhaba demek ümidiyle…

Psikolojik Danışman

Özgenur CİNGÖZ

Kaynakça:

  1. Çakmak, E. (2013). Çocuk hakları ve medya okuryazarlığı eğitimi. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(22), 209-224. Erişim adresi: http://agris.fao.org/agris-search/search.do?recordID=TR2016017002.
  2. Dinç, B. (2015). Okulöncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların ebeveynlerinin çocuk hakları eğitimi konusundaki görüşleri. Eğitimde Nitel Araştırmalar Dergisi, 1(3), 7-25. Erişim adresi: https://www.researchgate.net/publication/277607583_Okuloncesi_Egitim_Kurumuna_Devam_Eden_Cocuklarin_Ebeveynlerinin_Cocuk_Haklari_Egitimi_Konusundaki_Gorusleri
  3. Tıraşçı, Y. ve Gören, S. (2007). Çocuk istismarı ve ihmali. Dicle Tıp Dergisi, 34(1), 70-74. Erişim adresi: http://www.manevisosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2009/11/cihmalist.pdf
  4. Özmen, Y. Ş. (2012). Çocuğun adı yok: Televizyon haberlerinde çocuğun sunumu ve çocuk hakları bağlamında değerlendirilmesi. Kuram ve Araştırma Dergisi, 34(2), 66-82. Erişim adresi: https://www.researchgate.net/publication/277327285_Cocugun_Adi_Yok_Televizyon_haberlerinde_cocugun_sunumu_ve_cocuk_haklari_baglaminda_degerlendirilmesi
  5. Tekin Yılmaz, T. (2014). Çocuk işçiliğinin yeni formları: Çocuk oyuncular. Çalışma ve Toplum Dergisi, 1, 211-230. Erişim adresi: http://calismatoplum.org/sayi40/yilmaz.pdf
  6. Matur, B. (2012, 7 Şubat). Allah Çocukluğu [Blog Yazısı] . Erişim adresi: http://www.siir.web.tr/allahin-cocuklugu

Görsel Kaynakça:

  1. https://medium.com/tag/çocuk-hakları/archive/2018/02
  2. https://twitter.com/bk_Ankara50YIL/status/1064820164930228224
  3. https://www.onceokuloncesi.com/kasim-ayi-icin-etkinlikler/110807-cocuk-haklari-mini-pankartlar-print.html

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın